16 Haziran 2017 Cuma

ondokuzhaziransadece

Ateşten gömlek giydim. Acının o kavurucu dünyasına attım adımımı ve yaktım kendimi, seninle birlikte yaktım. Kendimi alevler içinde bıraktım da koştum. Kaçamadım yine düştü dillere yangınlar.
Düştüm defalarca da kalkarım dedim devam ettim. Her yanım yara bere kalktım o kuyulardan. 
Kanım aka aka devam ettim, dikenler battı kalbime yine durma dedim. Hadi kalkabilirsin, devam edebilirsin. 

Durma! 
Acıyorsa canım sakın sarma yaralarını! 
Zaman yok sarmaya, bırak aksın ömür çizgilerine,
Kırmızıya boyayalım dünyayı.
Ben hayatımı bir çift göze feda ettim.
Beni oraya gömün dedim. Mezarım olsun onlar ama onlarda can bulayım.
Devam etmek önemli değil mi? Sonunda herkes ölecekken devam edebilmek önemli.
Biliyorum.
Değerim yok, etten ve kemikten bir maddeyim sadece.
Ben durduğum zaman biri kaldığım yerden devam ettirmeyecek bu oyunu.
Bu acı kentinde prenseste benim ejderha da, ben hem esirim hem esreden kötülük.

Acıyor! İnan bana çok acıyor. Kendimi kaybediyorum acısından bazen.
Kalp sızısı hiç bir şeye benzemiyor. Öldüm tamam derken, yaşadığın acı sana hayatta olduğunu gösteriyor. 
Acı bizi gerçek kılar.
Yangın dört bir yanım benim. Kırdığın yerden yakıyorsun ateşi. Ben sana saçlarımı da kurban verdim. Verecek bir şey kalmadı bende. Acılarımdan beslenmiyorsan eğer alacak bir şey kalmadı. 
Benden geriye biraz deprem var biraz ateş. 
Yıkımı ellerinde getirdiğin bu kentte sadece yalnızlık kaldı. 
Biraz sar yaralarımı. Öp kırdığın yerden yeniden iyileşeyim. 
Yokluğun hasret, yokluğun ölüm.
Üşürüm gitme benden..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Benimde söyleyeceklerim var.