31 Aralık 2016 Cumartesi

Yeni yıl, yeni başlangıçlar..



     Herkes gibi benim de 2017 yılının güzel olmasını ummak gibi bir salaklık yapasım vardı. Bu sabaha kadar... Arkadaşlar bir plan yapmıştık. Evde kutlamaya karar verdik ama sonucunda herkes kendi başına takılmaya karar verdi. Ve herkes yeni plan yapıp mutlu olurken, Sipirmın surat asmayı tercih ederek günü bize zehir etti. Bu bizim ilk yılbaşımızdı. ve sırf planları bozuldu diye ben öylece izledim yeni yılın gelişini. Ama umudumu kaybetmedim. Çünkü biliyorum ki biri bir gün beni mutlu etmek için planlar yapacak. Hadi hazırlan sana bir sürprizim var diyecek. Ve özel anları güzel değerlendirmesini bilip her anı benim için özel yapacak.






   Açıkçası Günlerim pek güzel geçmemekte. Mutluluklarım hiç tam olmadı. Hep yarım yaşadım. Birazıda sonraya kalsın dedim. Bir şey olurda bozulur bu mutluluk,daha sonra lazım olur diye düşündüğüm çok oldu tabiki. Mutluluklarım dedim ama dönün bir bakın dünyaya kim mutlu? Asıl yarım kalan, tamamlanamayan hayallerimdi. Ve şimdi değişme vakti belki de. Hayal kurma vakti değil, hayalleri gerçekleştirme vakti. Bu hayatta bir çok kere savaştım. Ama iki tanesi çok önemliydi. Birincisini yendim ve dünyaya geldim. İkincisinde yenildim. Çünkü aşık oldum. Ağlamanın ve alkol almanın bir faydası olmadığının farkındayım. Ağladığın zaman, rahatladığını sanıyorsun ama yanılıyorsun. İçki içtiğin zaman, her şeyi unuttuğunu sanıyorsun ama yanılıyorsun. Ben hiçbir zaman çocuk olmadım. Çok şeyimi kaybettim. Çok canımı kaybettim. Bunların sonunda çok ağladım çok içtim. Ve evet bunların faydası olmadı. Bana yakışmayan şeyler yaptım çoğu zaman. Dönüp baktığımda inanamadım gözlerime. Ama olmuşa çare yok dostlar. Aşık olduk bir kere,geriye dönmek istesemde yakar yollar beni yine. Beni ne Cemal anlatabilir ne de Nazım. Beni bir tek sen anlatabilirsin sevgili. Beni bir tek sen yaşatabilirsin sevgili. Çekip gidiyorsun ya karanlık sokaklara, sana bir ışık bir lamba lazım. Beni burda avutmak için, bana sen lazım. Sen oldun yazım kışım, gecem gündüzüm. Martıya uçmak için ne kadar kanat lazımsa bana da sen lazım. 

Acı çekiyorum. Farklı bir acı bu. Hiçbir nedeni yok gibi dururken o kadar çok nedeni bir arada tutan bir acı ki. Anlatamıyorum. Anlatsam ağlarım, ağlarsam gülerler. Kırıldığım her saniye büyüyor içimdeki o boşluk. Siz hiç elinizde olmadan üzülmeye mahkum ettiniz mi kendinizi? Gökyüzüne bakarken takıldığınız taşı önemsediniz mi? Uzun uzun konuşmak isterken içinizdekileri sessizce haykırmak geçerken aklınızdan, sesinizin çıkmadığı oldu mu hiç? Benim oldu işte. Hiç geçmedi ki üstümden. Bildiklerim, işittiklerim öyle çok yük oldu omuzlarıma. Taşıyamıyorum sanki artık onları. Ve sen sevgilim, sen sarılabileceğin herkesi öldürdün sen. Sevdiğin müzikler seni sevmiyor artık,seninle konuşabilecek her şeyi susturdun.Dokunduğun tenleri çürüttün sen, yazıldığın şiirleri utandırdın her harfinden.
Sen oradan geçerken bir ev bile kendini canlı hissederdi, taştan duvardan yapılmamış gibi olurdu bu şehir. Seni öpebilecek her dudağı kanattın sen. Seni sarabilecek her kolu kopardın. Sana güzel bakan her gözü kör ettin. Elbette yalnız değilsin ama, seni üzecekler kaldı etrafında, seni kıracak olanlar sana acı verecek olanlar kaldı. bu yüzden kırıldım diye sakın ağlama sen, bu yüzden acı çekiyorum diye kahırlanma sakın. İçin yanarsa şayet, içindeki bıçakları o ateşte ısıtıp bu yarayı dağlama. Bir gün çok yalnız kalırsan bunu tekrar et;  “ gidecek bir yerim vardı, orayı yıktım.”