18 Nisan 2016 Pazartesi

Hayalleri olanlar önce görür ölümü..



Şimdi sizin için bayağı bir geçmişe gideceğim, 6 yaşıma…
Yolda dayak yemiş bir köpek gördüğüm zaman karar vermiştim mesleğime, ben büyüyünce veteriner olacaktım. Anneme dönüp ‘’ Anne ben hayvan doktoru olmak istiyorum.’’ Dediğim an başladı bende ki yangın… Zaten hep hayvanlarla iç içe bir yaşamı severdim. İlk kelimesi bile tedi olan biriyim. Annem o zamanlar bir şey demedi. Ve ben hayvanlara olan aşkımla büyüttüm mesleğimi içimde.

Lise bitti ve sınav sonucunda Dicle Veteriner Fakültesine yerleştim. İşte o gün benim hayatımda en mutlu gündü. Hayalim benim olmuştu. 6 yaşında ki Kızıl içeride bir yerde dans ediyordu. Mutluydum, istediğimi almıştım. Ama Diyarbakır bildiğiniz gibi beni çok yordu.
Puanım Ankara’ya yetmesine rağmen aile baskısıyla mimarlık okumaya gönderildim ama içimde ki yangın hiç dinmedi ve ben yazları veteriner yanına gitmeye başladım. Yapamadım mesleğimsiz, bıraktım mimarlığı ve yeniden girdim sınava… Bu sefer veterinerlik yazarsam gidemeyeceğimi biliyordum ama. Bende mühendisliği seçtim. Bilgisayar mühendisliğini…

                                                               İçimde bir alev var Sayın Okuyucu;
Bu alev ki hiç dinmiyor. Anestezi kokusunu özlüyorum. Formaldehit gibi iğrenç bir kokuyu bile özlüyorum. Ameliyathaneyi, bana yardım ister gibi bakan hayvanları özlüyorum. Ben hayallerimi bıraktım ve sonunda mutsuzluğumla baş başa olmaya alışmaya çalışıyorum. Psikolojim bozuldu bu yüzden. İlaçlarla yaşıyorum ama geri dönüş yolu olmadığını biliyorum. Bile bile özlüyorum. Sanki sevgiliden ayrılmış gibi, sevdiğim her şey kaybolmuş gibi hissediyorum.
Sen okuyucu;
Sakın!
Sakın hayallerini bırakma olur mu?
Yüz kere de denesen, ulaşamasan, yine de denemeye devam et.
Çünkü önce hayalleri yarım kalanlar ölüyor. Bedeni sadece kabuk kalıyor ve ruhu bomboş yaşıyor…
Hayaller kıymetli şeyler, sen onları kaybetme!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Benimde söyleyeceklerim var.