23 Nisan 2016 Cumartesi

Rıhtımda üzgün, yorgun kaldım.. Ruhsuz kaldım..


özgürlük
yok oluş
ölüm
başarı
hayat
amaç
amaçsızlık
yaşam
yalnızlık


Antidepresanlara bağlı bir hayatın başrolüyüm. Cenazeler acımı tazeliyor. Sensizliği cenazeler tazeliyor. Yine yoksun ve ben bilmediğim bir zamanda yolculuk ediyorum. Öyle gidişlerin var ki, sanki sen hiç olmamışsın gibi hissediyorum. Ben seni hissetmeden yaşayamıyorum. Canım artık acıyacak kadar bile kalmadı. Artık hissedecek kadar bile uyanık kalamıyorum zaten. İlaçlar beni uyutuyor sevdiğim. İlaçlar beni uyuşturuyor. Kendimi ne zaman geleceğine dair sorular sorarken buluyorum. Ne zaman bu acı bitecek ? Ölüm ne zaman beni bulacak ? 
Rüzgarı hissedemiyorum. Sıcak ve soğuk kavramları bana çok uzak geliyor artık. Deliriyorum. Seni göremediğim her gün biraz daha deliriyorum. Burası boşluk, hiçlik ve sanki kara delik içerisindeyim. Gidilmemiş tek bir yer bile kalmadı ardından. Nereye gideceğim bilmiyorum. Nasıl gideceğimi de bilmiyorum. Ne yazacağımı da bilmiyorum. Çoğu zaman seni yazacağımı bile hatırlamıyorum.Ben yok oluyorum, geldiğinde benden geri kalanlardan korkacaksın biliyorum. Enkaz mıyım ben ? Moloz yığını yada ses kirliliği. İnsanlar en sevdiklerini kaybedince ağlıyorlar. Benim gözlerimden ise inecek bir yağmur bulutu kalmadı. Yazdıkça az geliyor. Ölçme yeteneğimi kaybettim. İlaçlarımı bulamadım yine. Kollarımı kazıyorum. Kan bana seni hatırlatıyor. Şans eseri ölmüyorum biliyor musun ? Biliyorsun. Doktor senin yanında söyledi. O zaman ölmemi istiyor musun da beni yalnız bırakıyorsun ? Ölmeli miyim bilmiyorum. Damara kadar gidemedi hiç bir zaman ama ya giderse ? Uyumalıyım geçene kadar ve ilaçlarımı bulamıyorum. Yazılarım kayboluyor, ilaçları içince yazdıklarımla beraber sende kayboluyorsun. İlaçları içmek istemiyorum. Beni kurtar bu hastalıktan, beni sensizlikten kurtar. Sen olmadan hiç bir şeyi başaramam biliyorsun. Sana muhtaç olduğumu biliyorsun. Aşık olduğumu biliyorsun. Herkes neden başıma toplanıyor. Sen hariç herkes geliyor birer birer ve sadece sen gelmiyorsun neden ? Neden hala gelmedin ? Ben bunları yazarken senin gelmen lazımdı. Bugün biz görüşecektik..Bugün sen benim yanıma gelecektin. Bugün ben senin kokunla uyuyacaktım. Yeter çık ve gel artık. Sensizliğime ilaç olmaya gel..

18 Nisan 2016 Pazartesi

Hayalleri olanlar önce görür ölümü..



Şimdi sizin için bayağı bir geçmişe gideceğim, 6 yaşıma…
Yolda dayak yemiş bir köpek gördüğüm zaman karar vermiştim mesleğime, ben büyüyünce veteriner olacaktım. Anneme dönüp ‘’ Anne ben hayvan doktoru olmak istiyorum.’’ Dediğim an başladı bende ki yangın… Zaten hep hayvanlarla iç içe bir yaşamı severdim. İlk kelimesi bile tedi olan biriyim. Annem o zamanlar bir şey demedi. Ve ben hayvanlara olan aşkımla büyüttüm mesleğimi içimde.

Lise bitti ve sınav sonucunda Dicle Veteriner Fakültesine yerleştim. İşte o gün benim hayatımda en mutlu gündü. Hayalim benim olmuştu. 6 yaşında ki Kızıl içeride bir yerde dans ediyordu. Mutluydum, istediğimi almıştım. Ama Diyarbakır bildiğiniz gibi beni çok yordu.
Puanım Ankara’ya yetmesine rağmen aile baskısıyla mimarlık okumaya gönderildim ama içimde ki yangın hiç dinmedi ve ben yazları veteriner yanına gitmeye başladım. Yapamadım mesleğimsiz, bıraktım mimarlığı ve yeniden girdim sınava… Bu sefer veterinerlik yazarsam gidemeyeceğimi biliyordum ama. Bende mühendisliği seçtim. Bilgisayar mühendisliğini…

                                                               İçimde bir alev var Sayın Okuyucu;
Bu alev ki hiç dinmiyor. Anestezi kokusunu özlüyorum. Formaldehit gibi iğrenç bir kokuyu bile özlüyorum. Ameliyathaneyi, bana yardım ister gibi bakan hayvanları özlüyorum. Ben hayallerimi bıraktım ve sonunda mutsuzluğumla baş başa olmaya alışmaya çalışıyorum. Psikolojim bozuldu bu yüzden. İlaçlarla yaşıyorum ama geri dönüş yolu olmadığını biliyorum. Bile bile özlüyorum. Sanki sevgiliden ayrılmış gibi, sevdiğim her şey kaybolmuş gibi hissediyorum.
Sen okuyucu;
Sakın!
Sakın hayallerini bırakma olur mu?
Yüz kere de denesen, ulaşamasan, yine de denemeye devam et.
Çünkü önce hayalleri yarım kalanlar ölüyor. Bedeni sadece kabuk kalıyor ve ruhu bomboş yaşıyor…
Hayaller kıymetli şeyler, sen onları kaybetme!

13 Nisan 2016 Çarşamba

Kalbim sensiz kaldı..

İnsanların arasında yalnızlığımla kayboluyorum. Herkes mutluyken ben mutsuzluğumla baş başayım. Buna sebep olan tek kişi de benim ya en çok o zor. Yarın hayatımın en önemli derslerinden birinin sınavı var algoritma ve ben sınavı bile takamıyorum. Sanki hayatın içerisinde bir yerde kaybolmuş kalmışım ve kimse beni bulamıyor, sesim kimseye ulaşmıyor. Korkuyorum yeniden sevmekten, korkuyorum yeniden kaybetmekten.  Hayatıma neler yaptın Ankaralım… Ne seninle ne de sensiz yapabiliyorum. Sen olmayınca başka kimsenin olmasına gerek kalmıyor gibi… Beni Ankara’ya bağlayan artık sadece geçmiş olacak. Bir daha İstanbul’da erguvanlar aynı kokmayacak, papatyalar bile küsecek bana biliyorum. Bugün Fenerbahçe maçını izle demişsin. Yanında ben varmışım gibi izle o maçı...
Senin olmadığın bir yerde, ayak izin olmayan bir şehir de nasıl maç izleyeceğim yine. Nasıl Fenerbahçe gol atınca sırf senin gözlerin parlıyor diye sevineceğim. Senin izlemeyeceğin bir maçı ben nasıl izleyeceğim. Kokun olmadan nasıl yaşayacağım ya ben. Hadi gel bunu konuşalım.
Senin gözlerin olmadan anlamını yitiren bir dünya da beni nasıl tek basıma bıraktın sen, söylesene mutlu olmak mümkün mü? Sensiz olabilmem mümkün mü?  Sana aşk derdim ve ben bu anlamı başkasına nasıl yükleyeceğimi bilmiyorum. Bu kelimeyi başkasına nasıl söylerim bilmiyorum. Başka birini nasıl sevebilirim bilmiyorum.

Beni bir hiçliğe hapsettin sen, kimsenin olmadığı bir hiçliğe hapsedildim ben ve bu hiçlikten nasıl çıkarım bilmiyorum. Sensiz kör kuyulara atıldı bedenim yine..

10 Nisan 2016 Pazar

beni affet bazen gitmek gerek..

Yine karşınızdayım işte. Artık daha sık yazma sözümü tutmaya çalışıyorum. Bu sefer haberleri anlatmayacağım ama Reis bana mesaj attı ve beni yine darmadağın ediyordu. Tumblr hesabım yüzünden olay diyip bunu geçiyoruz. Programmer bir barda çalışmaya başladı. Her gün oraya gidiyoruz artık. Biraz oturup kalkıyoruz. Benim Sarışınla aram bozuk birde bir aydır felan küsüz konuşmuyoruz. Hayatım daha iyi oldu onla küsünce ya bir rahatladı. Küçük premsesinde sevgilisi var oda artık pek bizle takılmıyor ve RockBoy bundan bayağı bir şikâyetçi. Artık bizimle çok takılmıyor ve sevgilisi sanırım erkeklerle takılmasına kızıyor gibi. Ankaralıyla da konuşmuyorum artık. Engelledim hatta onu. Öyle yani olaylar…


Hayatını alt üst etmeye niyetli bir insanım işte. Öylece hayatımı bok edebilecek yapıya sahibim. Kendimi parçalara ayırmak istiyorum hatta. Paramparça etmek istiyorum. Sen sustukça ben kendimi öldürmek istiyorum demek geliyor içimden ama en iyi yaptığım şeyi yapıyorum ve susuyorum. Susmak bazen en kolay yol gibi geliyor bana. Hatta en kolayı susmak oluyor. Senin gibi bende susuyorum. Bir gün gelecek burada seni anlatacağım biliyorum… Seni başkasının olarak anlatacağım ama. Bunu yapmak bana acı verse de senin mutluluğunda bir harflerde ifade bulacak, mutsuz olduğunda yanında olamayacağım için özür dilerim. Mutlu olduğunda da yanında olamayacağım zaten bunun içinde şimdiden özür dilerim. Bir gün beni öldürse de seni sevdiğin insanla izleyeceğim.. Şimdiden affet beni..

6 Nisan 2016 Çarşamba

Ben seni işgal edemem teslim olurum.. Ben ateşim sen su, sende boğulurum..

Ait olamamak hiçbir yere…
Belki de benim tek sorunum budur..
Ama insan zaten doğduğu yere ait değildir ki, büyüdüğü yere de ait değildir.
İnsan hep olmak isteyip de olamadığı yere ait değil midir?
Ben nereye aitim peki? Ben neden hep yollardayım da kendimi bir yerde tam bulamıyorum…
İstanbul bile beni büyülemiyor artık hatta Ankara’ya bile ait olduğumu düşünemiyorum artık.
Bu benim mutsuzluk hikâyem yine Ankaralıyla son bulacak ve ikimizden birini öldürecek bir hikâye sadece… Birimizden biri pes edinceye kadar sürecek bir savaşın hikâyesi bu. Bir kitap arkası gibi oldu ama benim hayatım sanki kamyon arkası yazıları gibi. Dünya’ya bok olarak gelecekmişim de sanki son anda insan olmuşum gibi bir hayat bu. Herkesi sigara yakmaya davet ediyorum şu an ama içmeye değil. Orda öylece yanışını izleyin..


İzlediniz mi ?
İşte ben o sigarayım..
Yavaş yavaş alevler ve dumanlar içinde kalan kız…

Kendi de alev olan, ateş olan insan.
Bir tek onu yakamıyorum. Hayır Ankaralıyı değil. Bu başka bir hikaye, şuan anlatamayacağım..
Ben ateşim o su, ben onu yakamıyorum ve teslim oluyorum..
Sadece gözleriyle bile ateş olduğumu unutuyorum. Ufacık bir sözü bile beni darmadağın ediyor. 
O yoksa hayatım çok boş, o uyuduktan sonra tüm ışıkları sönüyor gibi şehrin.
Ama bu sefer kimsenin haberi yok. Sen ve ben bir sır paylaşıyoruz işte.. 
Hoşgeldin sırdaşım...