17 Mart 2016 Perşembe

Kokusunu içine çeke çeke öpmek nedir bilir misiniz siz ?



   Suskunluğunu hiç sevmiyorum. Soğuk duruşunu hiç sevmiyorum. Sanki o hep gözleri ışıl ışıl gülmek için yaratılmış. Güldüğü zaman Güneş'i kıskandıran birini gördünüz mü siz ? O güldüğü zaman güneş bile bulutların ardına saklanıyor işte. Ve gözleri bana gülmüyor. Güneş'i kıskandıran gülüşü benim için değil. Hatta sesini bile duymuyorum. Sessizliklerin en kötüsünü yaşıyorum. Bağırıp çağırmasına razı olduğunuz birinin suskunluğunu yaşıyorum. Beni öldürüyor. Sessizliği beni öldürüyor. Kimsenin öldürmediği kadar öldürüyor beni sesini duymamak, ne yapsam sarmıyor kırıklarını. 


    Sarıldığımda mutlu olduğum insan, yanında huzurlu olduğum ve aslında en çok sana kırıldığım. En çok seni önemsediğim ve en çok seni dinlediğimi bilmelisin. Aslında sana küsemiyorum ben. Küs gibi yaparken bile canım senden daha çok yanıyor. Küs olduğumuzda yanında başkasını görmeye bile tahammül edemiyorum ama
sen bunların hiç birini bilmiyorsun. Bütün anlarımda seni düşündüğümü bilmiyorsun. 

   "insan bir düşü sevebilir mi?" diye sordu. "evet", dedim hiç düşünmeden, "bence zaten en çok onu sevebilir, bir düşü..."
"birini sevmen icin elle tutulur bir neden bulamiyorsan onu sahiden seviyorsun demektir..." 


6 Mart 2016 Pazar

Aramızda kalsın ama ben seni bayağı bir özlüyorum..



    Yurttan ve Dünya'dan haberlerle karşınızda olmayı çok isterdim ama çok haber yok. 
Aselsan'dan gurur verici bir haber var. Ankaralının da içinde olduğu bir mühendis grubu kızılötesiyle uçakları ve radarları kör eden ve füzeleri istediği gibi yönlendiren bir sistem geliştirdi. Tabi bu yine onun çok çalışması anlamına geliyor. Bu da daha az konuşmamız anlamına geliyor. 
Onu çok özlüyorum. Bazen liseye dönmek ve yine hiç bir işimizin olmadığı o zamanları istiyorum. 

Cam bir fanusun içine sıkışmış gibiyim. Etrafımda insanlar var ama ben onlara sesimi duyuramıyorum ya da onlar beni sadece cam fanustan izliyor gibiler. Bu fanusun içine aldığım insanlar oluyor bazen ama genellikle yalnız başıma yaşıyorum. Hayattan beklentilerimi sıfırladım tamamen. Artık hiç bir şey beklemiyorum. Sanki yaşamıyorum da sadece bir anıyım. Öylece insanların hayatına dokunmuş bir parmak izi gibi hissediyorum. Kimsenin beni sevmediğini düşünüyorum ya da kimsenin sevgisini değerli bulmuyorum. Bir kaç gün sonra İstanbul'a gideceğim. Maho Kral'ın yanına ama bu bile beni heyecanlandırmıyor. Birde Ankaralının adaşı bir öğrencim var burada. Her gün ders çıkışı Home Kit diye bir cafede ona ders vermeye gidiyorum. Artık ailem gibi oldular. Bir tek orada huzurluyum. 



Bunun dışında yine Andaval ve kaprisleriyle uğraşıyorum. Kız tam bir zeka özürlü. Artık tamamen ondan nefret ediyorum..