23 Ocak 2016 Cumartesi

Burnu kaf dağında ama kendi bir bakteri kadar değersiz hayatta.

  
    Neden hayatım bir türlü düzgün ilerlemiyor ? Neden tam anlamıyla mutlu olamıyorum ben ? Yurt yaşantım hep mi böyle saçma olacak ya ? Yurtta evimde gibi hissedemeyecek miyim ben ?

    Finaller bitmiş tatil için eve geliyordum. Bir yurt müdüremiz var. Hangi sözü söylesem yakışmıyor. O yüzden Bayan Müdür diyeceğim ona artık yazılarımda. Neyse ben tam yurttan çıkacakken karşımdan geliyordu. Bütün tatlılığımla  " Bayan Müdür ben gidiyorum gelirken bir şey ister misiniz ? " diyecektim ki lafı ağzıma tıkadı ve savunmanı yaz gitmeden dedi. Ne olduğunu bile bilmediğim bir suçtan savunma yazmak zorunda kaldım yine. Şöyle ki oda arkadaşlarım da bunu desteklemiş. Ben kendi ile ilgili yalan söylemişim. Söylediğim yalana gelince " Bayan Müdür beni çok seviyor. Geçen gün yanağımı sıktı. " demişim. Bütün oda arkadaşlarım duymadım senden böyle birşey diyor Andaval dışında. Ama ona kalırsa herkes bunu söylemiş hatta şikayet etmişler. Söylesem bile bunun savunma gerektirecek ne yanı var ? Sen kendini kaf dağında felan mı görüyorsun ? Ki günahım kadar da sevmem kendilerini. 
 
    Velhasıl ben artık yoruldum. Yurtla uğraşmaktan yoruldum, bunaldım. Kendini böyle büyük gören insanlardan yoruldum. Artık insanlara olan sevgimi kaybetmeye başlıyorum. Gerçekten insan görmek istemiyorum ya, ben ki insanları izlemeyi, hayatlarını gözlemlemeyi seven biriydim. Şimdi kimseyi görmek istemiyorum. Bayan Müdür sende Allah'ından bul. 

  

14 Ocak 2016 Perşembe

Kalbinin o kadar yakınına gelmesine izin verdiğin birinden kötülük bekleyemezsin..

   
Böyle bir yalnızlık beklemiyordu kimse.
Bu kadar mutsuz olacağımı ben bile bilmiyordum. Bu kadar olayı yaşayıp hala nasıl yaşayabildiğimi, hayatta kalabildiğimi bilmiyorum.
Ben ölüyorum.
Beni öldüren bir hastalık değil ama, beni öldüren bir insan da değil artık..
Beni öldüren benim. 
Ben kendi kendimi öldürüyorum sadece.
Hayat sadece zor değil artık aynı zamanda umutsuz bir yaşam parçası. 

Siz hiç aynaya baktığınızda kendinizi görmediğiniz anlar yaşadınız mı ? Karşınızda ki insanın sizden çok farklı biri olduğunu gördüğünüz anlar ? Ve ya kendinizi herşeye kapattığınız anlar oldu mu ? Korkuyorum. Seslerini duyduğum her an kendimi yine herkese ve herşeye kapatacağımdan korkuyorum. Yine konuşmayı istemediğim anlar olacağından korkuyorum. Sesimin kimseye ulaşmayacağı zamanlar yine yakın hissediyorum. Herkesi perişan ettiğim o zamanları yine hatırlıyorum. Geceleri saatlerce birilerinin beni aramasını ve onların gözlerin de her sabah gördüğüm perişanlığı, çaresizliği hatırlıyorum. 
Dün bir misafirim vardı. 4 yıl öncesinde herkesin nasıl korktuğunu yine bana hatırlatan bir misafirim vardı. 
Konuşkan burada. Dün görüşelim diyince bende çok özleyince tamam dedim. Tabi o kadar derin konulara gireceğimizi bilmiyordum. Aslında belki de ben konuşmak istediğim için görüştüm. Bana korktuklarını söyledi. Bu yeni ortamdan korktuklarını ve kimlerle arkadaş olduğumu görmek, arkadaşlarımı tanımak istediklerini söyledi. Bir gün arkadaşlarınla tanışmak istiyorum ve tanıştır beni dedi. Yine birinin gözlerinde o korkuyu görmek. Yine acaba aynı şeyler mi olacak diye düşünmek beni de korkutuyor. Ve yarın yine birisi geliyor. Çevreci aradığında artık yine kontrol altında tutulmaya çalıştığımı anladım. Yarın buraya gelecek ve uzun bir konuşma beni bekliyor.Ve ben yine deney faresi gibi ya da kendi başına düşünemeyen bir insan gibi olacağım yine her şeyime karışılmaya çalışılacak ve ben yine iradesiz bir insan gibi, her an depresyon yaşayacağı beklenen o deli olarak sürdüreceğim hayatımı.. Kolay gelsin..