15 Nisan 2015 Çarşamba

Ayrılığı yazdırmak insana yapılan en büyük bencilliktir



    Hangisi daha zor ? Yaşamak mı yoksa ölmek mi ? Ölüm bir bilinmezlik bana göre. Sonrasında ne olacak kimse bilmiyor. Dini olarak değil elbette, düşünsene ölüyorsun ve sonrası nasıl olacak bilmiyorsun. Bir daha rüya görebilecek miyim ölünce ? Seni tekrar görebilecek miyim ? Yaşam daha kolay desen oda aynı bilinmezlik aslında. Yarın ne olacak hangimiz biliyoruz ? Sen gelecek misin yarın bilmiyorum mesela. Bundan sonra ki hayatımda gelecek misin yine yanıma bilmiyorum. Yokluğunun bende yarattığı boşluktan kurtulabilecek miyim ? Acı peki.. Acın dinecek mi ?

    Gidişinle beni yıkan en büyük şey seni artık göremeyecek olmamdı. Bir daha sana dokunamayacak olmam. Beraber dinlediğimiz şarkıları bir daha aynı duygularla dinleyemeyecektim. Sesinden duymuştum mesela bir şarkıyı. Şimdi nerede çalsa kahroluyorum. Oradan uzaklaşmak istiyorum hemen. Bir daha duymak istemiyorum. Sen değilse söyleyen, bana işkence gibi oluyor o şarkı. Sen olsan söyleyen ne yaparım diye düşünüyorum. Sana çok yakışacak şarkılar duyuyorum bazen. Ne yapacağını şaşırıyor aklım. Seni aramayı düşünüyor. Şarkıyı sana dinletmeyi istiyor. Bir sigara yakıyorum bunlar yerine. Şarkı bitene kadar dumanla oyalıyorum kendimi. İnsanlar bakıyor ne oluyor Kızıl'a acaba diye. Hiç biri ismimi bilmiyor tabi. Sen hariç kimse ismimi güzel söyleyemiyor. Senin dudaklarına çok yakışıyor ama ismim.
Kahve içmeyi eskisi kadar sevmiyorum artık biliyor musun ? Aklıma düşüyor hemen '' Ne zaman kahve içse, yanına bir sigara eşlik ederdi hep. '' diyorum kendi kendime. Ve içemiyorum o çok sevdiğim kahveyi. Gözyaşları sulandırıyor kahvemi. Tadı güzel gelmiyor artık.

   Ben yaşıyorum ama nasıl yaşadığım belli değil. Sensiz her nefes acı dolu çünkü. Ciğerlerime hava yerine biber gazı giriyor sanki. Büyüyorum artık biliyor musun ? Boyum uzuyor gibi bir büyüme değil bu. Bu ruhumun büyümesi.. Kendim bile anlam veremiyorum kendime. Yokluğun bir acı şehri gibi geliyor bana ve bununla yaşamaya çalışıyorum. Artık alışmış olduğumu farkettiğim an yaşıma bir çizgi daha attım. Ve sensiz her gün için bir yarım insan çizdim defterime. Yine adına şiirler yazıyorum. Tüm şarkılar ağıt niyetine içime yerleşiyor artık. Çok hareketli bir şarkı bile benim için bir ağıt oluyor sana yazılan. Seni yazıyorum bütün ağıtlara, sensizliği yazıyorum artık.. Hepsi hüzün dolu şeyler ama. Bir gün okumak isterim desen korkarım üzülürsün diye.. Korkuyorum bir gün tamamen alışacağım diye yokluğuna.. Yokluğuna alışmayı değil boşluğuna tutunmayı seçiyorum.  Bir gün öylece çıkıp gelsen ne yaparım bilmiyorum. Her sabah bugün onu görürsem ne olacak diye uyanıyorum ve gelişinin provasını yapıyorum. Binlerce senaryo oynuyor kafamda, hiç biri anlatmıyor senin gelişinde ki beni..

  Bir gün öylece hiç gitmemiş gibi gelsen ne olur bana bilmiyorum. Gidenin ben olduğum bu hikayede senin gelişinin provasını yapmam saçma evet biliyorum. Ama ayrılığı yazmayı seviyorum aşkı yazmaktan çok biliyorsun. O yüzden bana  koca bir ayrılık armağan etmiştin hatırla. Çünkü ayrılığı çok güzel yazdığımı düşünüyordun. Aşkı yazarken hep başarısız olduğumu düşünüyordun. Seninle aşkı yazmayı öğrenmek yerine sensiz ayrılığı yazmaya mecbur kıldın beni. Hayatta bundan daha büyük bir bencillik olmaz biliyorsun değil mi. Bir insana kendi hatalarını yazdırmak kadar büyük bir bencillik yapılmaz. İnsan mutluluğu yazmayı ister, sevgiyi yazmayı ister, ayrılığı yazmak en zorudur..

  Şimdi söyle ' Nasıl veda ederim sana ? Nasıl ? '  Aşk sana benzer diyordum. Benzemiyormuş..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Benimde söyleyeceklerim var.