19 Nisan 2015 Pazar

Ve bu kadar sokak, bu kadar cadde aramızdayken, sen öyle güzel gülüp de sarılamayınca ben, kalbime sıcak asfaltlar dökesim geliyor.

   Günlerden bir gün ben yine sana düştüm. Seni attı kalbim bir an. Yine bugün özlediğimi farkettim. Elimden pek birşey gelmiyor. Özlemek dışında yapacak başka bir şeyim yok biliyorum. Ara sıra resimlerimize bakıyorum, hepsi birbirinden güzel resimler. Ve düşünüyorum nasıl bu hale geldik diye. Seni benden ayıran şey neydi ? Nasıl oldu da ayrılık rüzgarları bize de esti. Oysa hiç bırakamazdın beni, hele ki ben sensiz bir hayatı düşünemezdim bile. Nasıl oldu da böyle parçalandık birbirimizden. Benim parçalarım sende kaldı, senin parçaların bende.. Birbirimize o kadar sıkı sarılmışız ki bir bütün olmuşuz. Önce bir bütün haline gelip sonra parçalanmayı nasıl başardık. 
Aklıma sözlerimiz geliyor.Birbirimize söylediklerimiz... Sen gidersen ben hiç yaşayamam kartanem derdin. Şimdi nasıl yaşıyoruz bu kadar ayrı. Aramızda bunca mesafe varken ben nasıl nefes alabiliyorum sensiz ? Gününün nasıl geçtiğini anlatmadan uyuyamazdın sen. Şimdi kime anlatıyorsun neler yaptığını. Kim tamamlıyor benim yarım bıraktığımı. Ki biliyorsun ben asla bırakmadım seni. Bunca zaman sonra bile seni yazıyor harflerim. Öyle çok özledim ki... Öyle çok arıyorum ki seni... Her adım atışımda sana yaklaşmayı ümit ederek yürüyorum. Her duamda seni diliyorum Allahtan. Her nefes alışımda seni çağırıyorum soluğumda. Biliyorum bir gün bitecek bu kıyamet. Ve kapı çaldığında sen gelmiş olacaksın. Biliyorum bensiz yapamazsın sen. Ve bil ki bende sensiz kalamıyorum bu Şehirde.    

15 Nisan 2015 Çarşamba

Ayrılığı yazdırmak insana yapılan en büyük bencilliktir



    Hangisi daha zor ? Yaşamak mı yoksa ölmek mi ? Ölüm bir bilinmezlik bana göre. Sonrasında ne olacak kimse bilmiyor. Dini olarak değil elbette, düşünsene ölüyorsun ve sonrası nasıl olacak bilmiyorsun. Bir daha rüya görebilecek miyim ölünce ? Seni tekrar görebilecek miyim ? Yaşam daha kolay desen oda aynı bilinmezlik aslında. Yarın ne olacak hangimiz biliyoruz ? Sen gelecek misin yarın bilmiyorum mesela. Bundan sonra ki hayatımda gelecek misin yine yanıma bilmiyorum. Yokluğunun bende yarattığı boşluktan kurtulabilecek miyim ? Acı peki.. Acın dinecek mi ?

    Gidişinle beni yıkan en büyük şey seni artık göremeyecek olmamdı. Bir daha sana dokunamayacak olmam. Beraber dinlediğimiz şarkıları bir daha aynı duygularla dinleyemeyecektim. Sesinden duymuştum mesela bir şarkıyı. Şimdi nerede çalsa kahroluyorum. Oradan uzaklaşmak istiyorum hemen. Bir daha duymak istemiyorum. Sen değilse söyleyen, bana işkence gibi oluyor o şarkı. Sen olsan söyleyen ne yaparım diye düşünüyorum. Sana çok yakışacak şarkılar duyuyorum bazen. Ne yapacağını şaşırıyor aklım. Seni aramayı düşünüyor. Şarkıyı sana dinletmeyi istiyor. Bir sigara yakıyorum bunlar yerine. Şarkı bitene kadar dumanla oyalıyorum kendimi. İnsanlar bakıyor ne oluyor Kızıl'a acaba diye. Hiç biri ismimi bilmiyor tabi. Sen hariç kimse ismimi güzel söyleyemiyor. Senin dudaklarına çok yakışıyor ama ismim.
Kahve içmeyi eskisi kadar sevmiyorum artık biliyor musun ? Aklıma düşüyor hemen '' Ne zaman kahve içse, yanına bir sigara eşlik ederdi hep. '' diyorum kendi kendime. Ve içemiyorum o çok sevdiğim kahveyi. Gözyaşları sulandırıyor kahvemi. Tadı güzel gelmiyor artık.

   Ben yaşıyorum ama nasıl yaşadığım belli değil. Sensiz her nefes acı dolu çünkü. Ciğerlerime hava yerine biber gazı giriyor sanki. Büyüyorum artık biliyor musun ? Boyum uzuyor gibi bir büyüme değil bu. Bu ruhumun büyümesi.. Kendim bile anlam veremiyorum kendime. Yokluğun bir acı şehri gibi geliyor bana ve bununla yaşamaya çalışıyorum. Artık alışmış olduğumu farkettiğim an yaşıma bir çizgi daha attım. Ve sensiz her gün için bir yarım insan çizdim defterime. Yine adına şiirler yazıyorum. Tüm şarkılar ağıt niyetine içime yerleşiyor artık. Çok hareketli bir şarkı bile benim için bir ağıt oluyor sana yazılan. Seni yazıyorum bütün ağıtlara, sensizliği yazıyorum artık.. Hepsi hüzün dolu şeyler ama. Bir gün okumak isterim desen korkarım üzülürsün diye.. Korkuyorum bir gün tamamen alışacağım diye yokluğuna.. Yokluğuna alışmayı değil boşluğuna tutunmayı seçiyorum.  Bir gün öylece çıkıp gelsen ne yaparım bilmiyorum. Her sabah bugün onu görürsem ne olacak diye uyanıyorum ve gelişinin provasını yapıyorum. Binlerce senaryo oynuyor kafamda, hiç biri anlatmıyor senin gelişinde ki beni..

  Bir gün öylece hiç gitmemiş gibi gelsen ne olur bana bilmiyorum. Gidenin ben olduğum bu hikayede senin gelişinin provasını yapmam saçma evet biliyorum. Ama ayrılığı yazmayı seviyorum aşkı yazmaktan çok biliyorsun. O yüzden bana  koca bir ayrılık armağan etmiştin hatırla. Çünkü ayrılığı çok güzel yazdığımı düşünüyordun. Aşkı yazarken hep başarısız olduğumu düşünüyordun. Seninle aşkı yazmayı öğrenmek yerine sensiz ayrılığı yazmaya mecbur kıldın beni. Hayatta bundan daha büyük bir bencillik olmaz biliyorsun değil mi. Bir insana kendi hatalarını yazdırmak kadar büyük bir bencillik yapılmaz. İnsan mutluluğu yazmayı ister, sevgiyi yazmayı ister, ayrılığı yazmak en zorudur..

  Şimdi söyle ' Nasıl veda ederim sana ? Nasıl ? '  Aşk sana benzer diyordum. Benzemiyormuş..

8 Nisan 2015 Çarşamba

Kararlar.. Büyümek zor iş.





Lise arkadaşlarımın bir çoğu yurt dışında eğitim başlığı altında ülkeden uzaklaşmaya başlıyorlar. Kızıl'ın en büyük dertlerinden biri bu. '' Arkadaşlarım benden uzağa gitsinler istemiyorum. '' diye ağlayan biriyim sonuçta. Her neyse Şeftali gidiyor şimdi de. Amerika'ya gidiyor birde, hemde en iyi okullarından biri olan Penn'e gidiyor. Ağlamaklı bir ruh halindeyim bu yüzden. Nasıl benden bu kadar uzaklaşırsın diye ciğerlerimi söktüm ama nafile. Artık çok geç ve bütün bencilliğime rağmen onun için en iyisi bu olacak biliyorum, susuyorum. Beş koca yıl boyunca aynı sırada oturduk. Beraber kopya yazdık sıramıza, beraber çalıştık, didindik. Önce onu Hacettepe Tıp Fakültesi'ne gönderdim kendi ellerimle, tercihlerine ben yazdım. Şimdi ise yine Penn'e göndereceğim. Hemde bu bizim birlikte yapmak istediğimiz bir şeydi. Yurt dışında bir sene okumak istiyorduk ikimizde.. Şuan nasıl yapsam beni beklemesini sağlasam diye düşünmüyor değilim hani.. Ama bencilliğimi biraz kapatmaya çalışıp her şey güzel olacak diye onu destekliyorum.
 Şimdi Şeftali böyle güzel üniversitelerden birinde okuyacak. Eski bir binada, tarih kokan dersliklerde olacak.. Kıskanıyorum oğlum seni.. Bir yandan gurur duyuyorum ama başardığın için.. Hep böyle başarılı olursun umarım.. Seni seviyoruz.. :)