27 Nisan 2014 Pazar

Gece Gelen Felaket..



   Her zaman telefonun gece çalmasından korkmuşumdur. Ya biri kaza geçirmiştir veya ölmüştür ya da kötü bir şey vardır işte.. Elma beni aradığında saat 3.12 yi gösteriyordu tam uğursuz bir saat yani.. Keşke o telefonu hiç açmasaydım..

  - Efendimm ??
  + Kızıl Ankaralının sevgilisi varmış.
  - Elma ben sana kaç defa dedim (Kimin dedi ?) beni bu saatte arama diye (Ankaralının neyi ?) uyuyorum kızım ya (sevgilisi derken). NEEEEE !!!! Kimin neyi varmış ?
  + Babannemin sevgilisi varmış Kızıl.
  - Senin babannen ölmedi mi ?
  + Öldü zaten Ankaralının sevgilisi varmış Kızıl. An-Ka-Ra-Lı-Nın.

  En nefret ettiğim olay bu zaten gece gece arıyorlar eski sevgilimin, en büyük aşkımın, bana deli divane olan çocuğun başkasının olduğunu söylüyorlar. Sonra olay haberlerde cinnet geçiren eski sevgili herkesi öldürdü diye yansıyor. Bir dakika ya nereden biliyor bu kız bunu ? Söyleyen kişi güvenilir mi ? Ne yaparken görmüşler ? Benim kötü gün içkim nerede ?
  Ya hayır bu çocuk hasta olduğumda benim için ağlayan, daha bir kaç hafta-ay-yıl önce sensiz yapamam yaşayamam diyen çocuk değil mi ? Şimdi ne oldu lan bensiz yaşamayı ne ara öğrendin sen. Ben hatırlatmasam su içemezdin sen. Ciddi değiller bence ya. Öylesine biri işte bu. Zaten ben ondan daha iyileri bulurum. Hayır bulamam bulsam şimdiye burda ağlamak yerine deniz kenarında balayı yapıyor olurdum.

 Sonra yaşananlar zaten başlı başına rezillik. Kendimi balkondan atarken son anda kızların tutması mı dersin ? Yaşayamıyorum diye bağırsaklarımın kulaklarımdan çıkması mı dersin ? İçmekten midem gözümden aktı yemin ederim. En son evini felan basmaya gidiyordum Elma Kılıçla konuştu o geldi de beni durdurdu.
 E ama Ankaralı bende bunu senin yanına bırakmam. Topunuzun soyunu kurutacam bekleyin siz.
Olamaz ama ya kız kesin büyü yaptı buna. Yoksa imkansız yani. Ankaralıııı sen bensiz yapamazsın saçmalama. Gerizekalı ayrıl lan o kızdan. Ouff UPS!!



19 Nisan 2014 Cumartesi

Bunun gerçekte böyle olmaması gerekiyordu !



    Şu an neden yine burada olduğumu anlayamayacak kadar uykusuzum. Neler oldu bilmiyorum ve neden yazmayı bıraktığım hakkında hiç fikrim yok. Ama yazacaklarım çok sevilmedim diyecek kadar gerçekçi, hiç sevilmedim diyecek kadar nankörce şeyler.


   Konu uzun zamandır Ankara'ya veya Ankaralıya gelmiyordu. Baş harfi bile geçmedi hiç bir konuşmada... '' '' Ben mutluyum '' diyemiyorum çünkü bu duyguyu hiç bir zaman tam anlamıyla yaşamadım. Karmaşık olmayan ama ender bulunan bir hayatım var herkes gibi. Şu an bunu okuyan kişi merhaba, bende senin gibi anlamsız buluyorum yazdıklarımı merak etme. Neyse konunun dağılmasının benim için hiç bir yararı yok.

   Elma benim en yakın arkadaşım ve Tükrerle nişanlı. Aslında ikisi de kardeşim gibi ve bayağıdır nişanlılar Ankaralıdan bile önce tanıyordum ikisini. Hal böyle olunca tüm hikayeyi benimle beraber yaşamış insanlar. En yakınımda ki iki insan birbirlerini o kadar çok seviyorlar ki. Tıpkı onun beni sevdiği gibi seviyor Tükrer Elmayı. Mesele kıskançlık değil ama sürekli gözümün önünde Kızıl Ankaralı aşkı yaşanıyor. Unutamıyorum diyorum sürekli bu sebepten. Zoziyle mutluyum evet ama daha farklı bir sevgi bu. Unutamadığım o insan değil daha doğrusu bir insan değil. Yaşananları unutamıyorum sürekli rüyalarımda Zozi ve ben sanki aynı duruma düşmüşüz gibi. Ve biz ayrılmışken neden Elma ve Tükrer bu kadar mutlu. Nasıl her şekilde Tükrer onu seviyor yada o Tükrer'i bunu kıskanıyorum. Yaptığım bencillik evet bende kabul ediyorum ve onlarda bunun farkında zaten. Ne kadar vazgeçmek istesem de elimde değil. Hep mutlu olsunlar istiyorum aslında evet ve bunu gönülden istiyorum ama Kumral ve ben o kadar şanssızız ki bunu düşünmeden edemiyorum. ' Neden bizi kimse böyle sevmiyor ? '

   Bu arada ben okulu bıraktım. Geldim artık Adana'ya kavuştum. Tekrar hazırlanıyorum sınava ve bu kez olacak biliyorum. O kadar dayanılmaz olmuştu ki o okul, şehir. Dayanamadım geldim. Daha fazla yapamayacağımı anladım. Güçsüz olduğumu gördüm ve geldim. Yenildim yine bir kez daha..
İçimde öyle büyük bir yangın gibi kalacak bir bölümü bıraktım. Hayatımda en çok istediğim bölümü, hayallerimi bıraktım ve geldim. Ateşler içinde kalışım bundan belki de. Hep güvendiğim, hayal edip mutlu olduğum yerdeydim ve dönüp ardıma bakmadan geldim. Tıpkı hiç arkama bakmadan onu bıraktığım gibi... Hep böyleyim işte. Çok sevdiğim şeyleri hep ansızın ardıma bakmadan bırakıyorum. Üzülüp ölüyorum belki özlüyorum ama yine de geri dönmüyorum. Bütün kapıları kapatıp gidiyorum...


   Ve beni okuyan insan teşekkür ederim sana şu an.. Buna çok ihtiyacım vardı. Sana anlatmaya çok ihtiyacım vardı..