15 Mayıs 2014 Perşembe

Umudun ve tükenmişliğin son adresi. Facianin son adresi SOMA

 
  Sevinemiyorum hiçbir şeye veya üzülemiyorum acılara. Son günlerde toprak altında gibiyim nefes alamıyorum herkes gibi bende. Gözlerimi kapattığım an aklıma ölenler geliyor. 284(!) kişi dile kolay ama insana zor. 284 tane aile şimdi babasız belki. Herkes aslında kendi babası, abisi, kardeşi, eşi, oğlu, akrabası gibi izliyor haberleri. Bize bunu yapmaya hakları yoktu. Arada sırada birileri çıkıp saçmalıyor. Yılda iki kez denetimden geçiyordu böyle olmamalı diyor. Insanın kanı donuyor. Orası mükemmel bir işletme dahi olsa hatasız bile olsa 284 tane insana mezar oldu. Bilmiyoruz belki daha fazla. Umutlar tükendi denildikçe hepimiz yanan bir mum gibi eriyoruz, tükeniyoruz tıpkı o umutlar gibi. Ama kimse inanmıyor bittiğine. Anne oğlunu bekliyor çıkacak diye çocuk babasını. Her geçen saat yakınlarımız çıkmadığında belki geliyor aklımıza belki yaşıyordur. Denetimleri anlatıyor işçiler madene inmeden mangal partisi başında geçen
denetimleri. Ve birileri birşeyleri gizliyor bizden. Sayıları gizliyor olanları gizliyor nedenleri gizliyor. Binlerce insan milyonlarca insan bekliyor biri sağ çıkacak umut devam edecek diye. Sarıldığımız, sarıldıkları tek şey umut. Ve bir açıklama geliyor işletmeden umudumuz kalmadı diyor. Bizim umutlarımızı yıkmak için... Birileri konuşuyor bu işin kaderi bu diye kendi doğmadan önce olan olayları anlatıyor bizi kandıracakmış gibi, bir şekerle avutabilecekmiş gibi. Kışın sobamızda kor olurdu emekleriniz, Mayıs'ta yüreklerimize kor düşürdünüz. Mekanınız cennet olsun babalarım, abilerim, kardeşlerim. Siz toprak altında bizim için çalıştınız inşallah bizde üstünde sizin için savaşabiliriz. Cennetten bize el sallayın olur mu ? Ve bize hakkınızı helal edin... 

2 Mayıs 2014 Cuma

Oyunun en güzel yerinde zil çalınca üzülürdük ya öyleyim..



   Hayattan tokat yemişler partisi kurulsa kesinlikle genel başkan ben olurdum. O kadar aptal insan var ki hayatımda anlamıyorum ben mıknatıs mıyım kendime çekiyorum bütün hepsini ? Lys' ye çalışmak bile artık çok sıkıcı. Bana sonsuza kadar yetecek yiyecek ve kahveyle sahil kenarında denize nazır bir yerde yaşamak istiyorum. O kadar yorgunum ki sadece çekip gitmek istiyorum..

  Berbat hissettiğim gibi berbat görünüyorum ve bunu anlayan en yakın arkadaşım nedense çareyi Ankaralıyı aramakta bulmuş. Bütün hayatımı ben bilmeden habersizce birbirleriyle tartışmışlar. Sonrasında duyduklarımın, bana anlatılanların, konuştuklarının daha kötü olacağını bilsem dinler miydim Elmayı hiç...
 Hep benim açımdan bildiklerimle yetindim ben doğru saydım onları ama ondan kimse dinlememişti bu hikayeyi. Çünkü en yakın arkadaşımla birlikte olmuşlardı. Kendi en yakın arkadaşının sevgilisiyle birlikte olmuştu. Kumralı ve beni çok yormuş, yıpratmış, üzmüş, hayal kırıklığına uğratmıştı. Kumralla ben ne kadar
yakınsam o benden bir adım daha yakındı. Beraber yaşadıkları onları kardeş gibi yapmıştı. Biz zaten Kumralla bebeklikten beri beraber büyümüştük. Sadece Kumral liseye kadar Ankara da okuduğunda ayrılmıştık ve onlarda Ankara da tanışmış aynı lise için Adana ya gelmiş yıllarca aynı takımda basketbol oynamışlardı ve birbirlerine kardeş olmuşlardı. Bu yüzden beni Kumralın sevgilisiyle aldatması ikimizi de öldürmüştü. Ben sevgilimi o kardeşini kaybetmişti. Durum bu kadar mide bulandırıcı olunca ortak arkadaşlarımız bile ona sırt çevirmişti. Kimse sormamıştı neden yaptığını, neden bu kadar alçakça aldattığını sormamıştı kimse. Sorsalar bile ne açıklayabilirdi ki bu durumu, hangi sebep aklardı bu günahı. Ama onun açısından dinlememiştim bu durumun açıklamasını. Elmaya anlatmış ama sanki o günü tekrar yaşarcasına tüm açıklığıyla anlatmış. Bunu hep duymak istermişim bende meğerse hep merak edermişim.

İşte şimdi hikayeyi onun açısından yazacağım, yazmaya çalışacağım.. Umarım başarabilirim..


Ben seni o kantin köşesinde ilk gördüğüm gün anlamıştım benim kaderim olacaktın, seni herşeyden çok seveceğimi o zaman anlamıştım. Adını bile bilmiyordum ama duruşunda, konuşurken hareketlerinde beni çeken bir şey vardı. O an kafama koymuştum seni sevmeyi, seninde beni sevmen için elimden gelen her şeyi yapacağımı, senin benim olacağını daha o an kafama koymuştum. Seni tanımıyordum ama en yakın arkadaşlarım seninle beraber büyümüştü bunu öğrendiğimde içimde ki umut artık kalbime sığmaz olmuştu. Ben sevmeyi pek beceremem Kızıl biliyorsun. Ders çalıştırmak için yanıma geldiğinde ukalaca davranmam sana aşık olup hayatımı mahvetmekten korkmam yüzündendi. Evet seni seviyordum benimle olmanı istiyordum ama bunun zamanı vardı diye düşünüyordum. Lise aşkları çabuk biter, biter diye korkuyordum. O an bana sinirlendiğinde davranışlarına aşık oldum önce, gözlerinden öfke saçarken seni izlerken gülümseme ile sana sarılma isteğim arasında kalmıştım. Bundan bir ay sonra biraz Kumralın baskısıyla sana kavuştum. Seni öyle sevdim ki Kızıl ben ölesiye sevdim. Kendimden bile sakınmak istedim. Herkesten saklamak istedim. Gerisini biliyorsun biraz çok sevdim, sevdim,sevdim.
Ama seni sevmek yetmedi bana. Sen kaybettiğine o kadar inanıyordun ki beni. O ilk günden itibaren ayrılsak kendine zarar vermemek için her an beni kaybetmeye alıştırıyordun kendini farkındaydım. Başlamadan bittiğinde kendini acıdan kurtarmaya çalışıyordun. İlk zamanlar bu beni rahatsız etmiyordu ama sürekli gitmeye hazır birine, gitmesinden çok korktuğun birine ne diyebilirsin bilmiyordum. Sen her zaman yarın ayrılacakmış gibi davrandın Kızıl farkında değildin belki ama bu beni çok kırdı. Ben seninle bir ömür istiyorken her her saniye ayrılacağımızı düşünüyordun. Kırıldıkça kırdım senide kendimle, böylece daha çok uzaklaştırdım kendimi senden, senide benden.. Gitmek istediğini ama gidemediğini düşündüğüm için sana gitme özgürlüğü vermek istedim. Kumralın canını yakmak istemedim ama o an gözüm onu görmedi işte. Nasıl bir açıklama bilmiyorum, zaten olanları değiştirmeyecek bu veya suçum kaybolmayacak ortadan. Ama sırf sen rahat rahat git diye kalbimi söktüm içimden. Yanılmışım. Öğrendiğinde yapmadım de yalan söyle derken anladım yanıldığımı. Yaptım dediğimde hayır de yapmış olsan bile yalan söyle kanarım ben dediğinde anladım yanıldığımı. Ama geç kalmıştım. Sana hiç yalan söylemedim ben Kartanem. Duyana kadar gerçekleri söylemedim, görene kadar göstermedim ama yalan söylemedim asla. O an bu yüzden yalan söyleyemezdim. Seni hep çok sevdim ben ama hatalarımla kaybettim seni. Gitmek istediğini sevmediğini düşünerek kaybettim seni. Affet Kartanem beni. Bizi ben mahvettim. 

27 Nisan 2014 Pazar

Gece Gelen Felaket..



   Her zaman telefonun gece çalmasından korkmuşumdur. Ya biri kaza geçirmiştir veya ölmüştür ya da kötü bir şey vardır işte.. Elma beni aradığında saat 3.12 yi gösteriyordu tam uğursuz bir saat yani.. Keşke o telefonu hiç açmasaydım..

  - Efendimm ??
  + Kızıl Ankaralının sevgilisi varmış.
  - Elma ben sana kaç defa dedim (Kimin dedi ?) beni bu saatte arama diye (Ankaralının neyi ?) uyuyorum kızım ya (sevgilisi derken). NEEEEE !!!! Kimin neyi varmış ?
  + Babannemin sevgilisi varmış Kızıl.
  - Senin babannen ölmedi mi ?
  + Öldü zaten Ankaralının sevgilisi varmış Kızıl. An-Ka-Ra-Lı-Nın.

  En nefret ettiğim olay bu zaten gece gece arıyorlar eski sevgilimin, en büyük aşkımın, bana deli divane olan çocuğun başkasının olduğunu söylüyorlar. Sonra olay haberlerde cinnet geçiren eski sevgili herkesi öldürdü diye yansıyor. Bir dakika ya nereden biliyor bu kız bunu ? Söyleyen kişi güvenilir mi ? Ne yaparken görmüşler ? Benim kötü gün içkim nerede ?
  Ya hayır bu çocuk hasta olduğumda benim için ağlayan, daha bir kaç hafta-ay-yıl önce sensiz yapamam yaşayamam diyen çocuk değil mi ? Şimdi ne oldu lan bensiz yaşamayı ne ara öğrendin sen. Ben hatırlatmasam su içemezdin sen. Ciddi değiller bence ya. Öylesine biri işte bu. Zaten ben ondan daha iyileri bulurum. Hayır bulamam bulsam şimdiye burda ağlamak yerine deniz kenarında balayı yapıyor olurdum.

 Sonra yaşananlar zaten başlı başına rezillik. Kendimi balkondan atarken son anda kızların tutması mı dersin ? Yaşayamıyorum diye bağırsaklarımın kulaklarımdan çıkması mı dersin ? İçmekten midem gözümden aktı yemin ederim. En son evini felan basmaya gidiyordum Elma Kılıçla konuştu o geldi de beni durdurdu.
 E ama Ankaralı bende bunu senin yanına bırakmam. Topunuzun soyunu kurutacam bekleyin siz.
Olamaz ama ya kız kesin büyü yaptı buna. Yoksa imkansız yani. Ankaralıııı sen bensiz yapamazsın saçmalama. Gerizekalı ayrıl lan o kızdan. Ouff UPS!!



19 Nisan 2014 Cumartesi

Bunun gerçekte böyle olmaması gerekiyordu !



    Şu an neden yine burada olduğumu anlayamayacak kadar uykusuzum. Neler oldu bilmiyorum ve neden yazmayı bıraktığım hakkında hiç fikrim yok. Ama yazacaklarım çok sevilmedim diyecek kadar gerçekçi, hiç sevilmedim diyecek kadar nankörce şeyler.


   Konu uzun zamandır Ankara'ya veya Ankaralıya gelmiyordu. Baş harfi bile geçmedi hiç bir konuşmada... '' '' Ben mutluyum '' diyemiyorum çünkü bu duyguyu hiç bir zaman tam anlamıyla yaşamadım. Karmaşık olmayan ama ender bulunan bir hayatım var herkes gibi. Şu an bunu okuyan kişi merhaba, bende senin gibi anlamsız buluyorum yazdıklarımı merak etme. Neyse konunun dağılmasının benim için hiç bir yararı yok.

   Elma benim en yakın arkadaşım ve Tükrerle nişanlı. Aslında ikisi de kardeşim gibi ve bayağıdır nişanlılar Ankaralıdan bile önce tanıyordum ikisini. Hal böyle olunca tüm hikayeyi benimle beraber yaşamış insanlar. En yakınımda ki iki insan birbirlerini o kadar çok seviyorlar ki. Tıpkı onun beni sevdiği gibi seviyor Tükrer Elmayı. Mesele kıskançlık değil ama sürekli gözümün önünde Kızıl Ankaralı aşkı yaşanıyor. Unutamıyorum diyorum sürekli bu sebepten. Zoziyle mutluyum evet ama daha farklı bir sevgi bu. Unutamadığım o insan değil daha doğrusu bir insan değil. Yaşananları unutamıyorum sürekli rüyalarımda Zozi ve ben sanki aynı duruma düşmüşüz gibi. Ve biz ayrılmışken neden Elma ve Tükrer bu kadar mutlu. Nasıl her şekilde Tükrer onu seviyor yada o Tükrer'i bunu kıskanıyorum. Yaptığım bencillik evet bende kabul ediyorum ve onlarda bunun farkında zaten. Ne kadar vazgeçmek istesem de elimde değil. Hep mutlu olsunlar istiyorum aslında evet ve bunu gönülden istiyorum ama Kumral ve ben o kadar şanssızız ki bunu düşünmeden edemiyorum. ' Neden bizi kimse böyle sevmiyor ? '

   Bu arada ben okulu bıraktım. Geldim artık Adana'ya kavuştum. Tekrar hazırlanıyorum sınava ve bu kez olacak biliyorum. O kadar dayanılmaz olmuştu ki o okul, şehir. Dayanamadım geldim. Daha fazla yapamayacağımı anladım. Güçsüz olduğumu gördüm ve geldim. Yenildim yine bir kez daha..
İçimde öyle büyük bir yangın gibi kalacak bir bölümü bıraktım. Hayatımda en çok istediğim bölümü, hayallerimi bıraktım ve geldim. Ateşler içinde kalışım bundan belki de. Hep güvendiğim, hayal edip mutlu olduğum yerdeydim ve dönüp ardıma bakmadan geldim. Tıpkı hiç arkama bakmadan onu bıraktığım gibi... Hep böyleyim işte. Çok sevdiğim şeyleri hep ansızın ardıma bakmadan bırakıyorum. Üzülüp ölüyorum belki özlüyorum ama yine de geri dönmüyorum. Bütün kapıları kapatıp gidiyorum...


   Ve beni okuyan insan teşekkür ederim sana şu an.. Buna çok ihtiyacım vardı. Sana anlatmaya çok ihtiyacım vardı..