5 Ekim 2013 Cumartesi

Birini yüksek dağların zirvesine çıkardım.

  Candan Erçetin ne kadar güzel anlatmış parçalandığını, parçalanmayı. Paramparça olduğumu hep anlatmaya çalışsam bile pek başarılı olamıyorum. Önce savruldum bende yok oldum sonra tekrar toparlanmaya çalıştım. Bir günümü anlatmak istedim şimdi en güzel günümü, en sevdiğim filmi... O hala varken ve biz hala bir bütünken parçalanmadan öncesini. 

  Sabah 7 gibi uyanmıştı Kızıl hızlıca hazırlanırsa derse yetişebilirdi. Ders geometriydi bu yüzden içinde kusma isteği belirse bile onu görmek için Ankaralıyı görmek için hızlı olması gerekti. Hızlıca hazırlandım işte çıkabilirim şimdi diyordu attığı mesajda ve onu beklemesi için KaslıBöceği uyarıyordu bir nevi. İşte sonunda evden çıkmıştı. Bahar geldiği halde Adanada hava hala soğuktu yaz izlerini taşımıyordu bu gün. Kapıyı açtığında yüzüne vuran soğuk rüzgar onu biraz daha kendine getirdi. Aaa hayır bu olamaz KaslıBöceğe derse geleceğini söylemişti ama Ankaralı kapıdaydı ve bu dersleri ekmek demekti onun için. Hızlıca bir mesaj daha yazdı. 'Sevgilim kapıda derse gelemeyeceğim öptüm seni'. Sinirli olmasını beklediği mesajı açamadan kollarındaydı sevdiği erkeğin, ah kokusu ne kadar güzeldi ve gözleri ne kadar büyüleyiciydi. O an adını sorsalar hatırlamayacaktı sanırım. İlk aşk her zaman özeldir biliyordu ama onlar sanki birbirleri için yaratılmışlardı. Hava soğuk olduğundan kısa tuttular bu sarılmayı ve hemen arabaya geçtiler. ' Bu sürprizde nerden çıktı nereye gidiyoruz ?' Gülümsedi Ankaralı, bütün soğuk geçmişti Kızıl için. 'Görene kadar sabret kartanem buna değecek' diyip bilmediği bir sokağa saptı Ankaralı. İyice meraklanmıştı Kızıl. Acaba neresi diye düşündü  yinede sessizce yolu izlemeye devam etti. 'Dün fizik sınavı mükemmel geçti. Sanki bütün sorular senin anlattıklarındı sevgilim. O kadar basitti ki ilk kez fiziği seviyorum diyebilirim'. Burası, bir dk Ankaralı, burası o yer; geçen sene geldiğimiz yer! Ama şuan kar yağmış, olamaaz ne kadarda güzel. 'Büyüleneceğini biliyordum, kar taneleri en çok sana yakışıyor biliyor musun ?' Baharda en çok sana yakışıyor diye düşündü yine Kızıl. Bunca gürültünün arasında burası ne kadar sessizdi ve ne kadar huzurluydu. Arabanın bagajından çıkanları şaşkınlıkla izliyordu şimdi. Kızarmış et ve Rakı. Peki şalgam ? Ahhh onuda unutmamıştı Ankaralı. Usulca Kızıla yaklaştı.. Kalbi hızlanmaya başlamıştı Kızıl'ın artık hava çok soğuk değildi.  

 Bir kaç duble attıktan sonra sohbet neşelenmişti. Gülüşü ne kadar güzeldi ne kadar seviyordu onu daha iyi anlamıştı. Ama üşüyordu aynı zamanda kısa zaman sonra iyice üşüyecekti ikiside. Ama şu an umursamıyorlardı havayı, beraberlerdi bundan daha güzel ne olabilirdi ki. O sıralar hala çocukken aşklar mutluydular işte ötesi yoktu. 

 ' Kalkalım mı?' dedi Kızıl. Aslında hiç istemediği halde. 'Tamam kartanem' dedi Ankaralı ve toparlandılar. Bu sırada hava daha da soğumuştu. Ne yapalım diye düşünürken film izlemeye karar verdiler. Kadın aklı Erkek aklı filmini merak ediyordu ikiside.Neydi bu farklılık acaba.. İkiside birbirlerinin ruh ikizi olduğuna inanıyordu, tamamen birbirleri için yaratılmışlardı hatta o kadar benziyorlardı ki etraflarında ki insanlar evleneceklerine kesin gözüyle bakıyorlardı. 

  İkisininde ayrı düşlerde birbirlerini gördükleri yolculukta pek konuşmamışlardı. Eve geldiklerinde Ankaralı arabasını park edene kadar Kızıl Ankaralının annesiyle çoktan koyu bir sohbete dalmıştı. Çok seviyordu annesini, idealist yapısını, hayatta istediği herşeyi başarmış olmasını hayranlıkla dinliyordu. ' Hadi sevgilim film başladı ' sesiyle sohbetlerine ara verdiler. Merdivenlere yöneldiğinde yine o baş döndürücü kokunun esiri olmuştu yine. Odaya girdiğinde film çoktan başlamıştı, usulca yanına sokuldu Ankaralının ve kısa zaman sonra uykuya daldı. 


  Uyandığında odada kimse yoktu. Etrafa kısa bir süre baktıktan sonra odadan çıkmak için kapıya yöneldi ama kapı kilitliydi neler oluyor diye düşündü, anlam veremedi. Panikle seslendi 'Kapıyı açar mısın ? Ankaralı nerdesin ? Kapıyı neden kilitledin?' Kısa bir süre odada öylece oturdu sonunda kapı açıldığında uykulu gözlerle Ankaralı belirdi. ' Hayatım uyumuşum kusura bakma, kimse rahatsız etmesin diye kapıyı kilitledim ama bende uyumuşum. ' Bu kadar düşünceliydi işte sevgilisi yanında uyumamış odada bile durmamıştı. Onu daha fazla sevmişti şimdi Kızıl. Neden yanımda uyumadın demeden edemedi ama cevap açık ve netti ' Yanında uyuyacağım günlerde gelecek Kartanem ama bunun için önce evlenmemiz gerek '. Mükemmel erkeğin tanımı sen misin diye düşündü Kızıl ve eve gitmek için toparlanmaya başladı.