22 Şubat 2013 Cuma

Şiirsel bir kaç şey

Gitme demek en zoru sözlerin kitlenir,boğazın dùğümlenir için kan ağlarken gözünden bir damla yaş gelmez haykırırsın gitme diye yüreğinden o duymaz. B.E.


Susmak zorundasındır bazen.. 
Can kırıkları vardır dudakların kanar konuşmak için sen susarsın..
Bilirsin susmak bir sanattır..
Sevmenin baştan çıkarılmakla kıyaslandığı şu günlerde
Sözcüklerinin değeri büyür büyür ..
O kadar büyür ki anlatamazsın..
Anlamazlar.. Yaşamazlar seninle acıyı.. Bilmek çok zordur..
Ağlarsın yastıklara basarsın kafanı..
Ne çok istersin oysa sevmenin verdiği güçle göğsünde ağlamayı..
Olmaz yapamazsın..
Ya o sevemez seni..Yada sen cesaret edemezsin..
Çok acıdır sevmek..
Can kırıkları dudaklarını keser.. Konuşamazsın.. Susmak Büyüklüktür bilirsin
Büyüyürsün Susarak..
Kalbinde susmayı öğrenir sonra..
Seviyorum derken baştan çıkarılmayı anlar..
Sevmek Baştan Çıkarılmaktan değersizdir
Kalbin susmayı öğrenir..
Sonra Kırılır Dökülür Sevmenin Anlamı Kalmaz..
Ve Sen Herkesten farklı Olursun..
Sevgi Uğruna Şehit olursun..

İki Genç Kızın Anıları.. Bölüm 2

Bugün yine Reçelim ve ben buluştuk.. Malum gitme telaşı o Ankara yolcusu ben Diyarbakır, son günlerimizi beraber geçirelim dedik. Kurabiyemiz de geldi oda Antep yolcusu neyse hep beraber oturduk muhabbete sardık. Minik Reis'in arkadaşı geldi ve ben gerildim tabi. Neyse Minik Reis ile karşılaştığımız gün sevgilisi gerilmiş bayağı filan. Lan kısacık boylarıyla benim için geriliyorlar. Hani artık yoksunuz diyorum ama anlatamıyorum nolacak bilemiyorum. Neyse Tost diye bir arkadaşımız vardı. Geçenlerde bahsettim herhalde buna Reçelim mesaj attı buda çıktı gelecek. Okulu bırakmış filan hüzünlü böyle kıyamam salak. Gelmeden biz asıl Spartacus vedalaşmaya gittik tabi yolda Reçel böyle Spartacusle anılarını anlatıyor.                                                                           

Reçelim: Ben burada durmuş Spartacus ve Beybiface 'in resmini çekiyorum. Bacakları uzun olduğu için tam kareye sığmıyor bende geri geri yürüyorum. 
Beybiface: Reçel biraz daha git araba çarpsın öl. :D

Neyse işte oturduk birkaç olay var onun hakkında konuştuk üzüldük vedalaştık ve Tostla buluşmaya gittik. Tabi giderken de gelirken de yürümekten bacaklarım koptu. Ciddi koptu lan.

       Geçtik gittik baktık masada maviş lensleriyle oturuyor herkese sarıldı öptü ben sadece elimi uzattım ve konuşmaya başladı. Reçel Kırıkburun hakkında birşeyler anlattı oda anlattı felan yine konu Minik Reis'e geldi. Bunlar sevgili gibi ortak twitter açmışlardı onun sebebini anlattı beş saat. Lan bende bitmiş çocuk sevgilisi beni takip ediyormuş twitterdan böyle olay olamaz ya.. Sonrada kalktık biz biraz arabada konuştuk ve eve geldim.. Yine sevmediğim muhabbetlerin arasında kaldım yani ouuw..

Reçelimle ayrılırken bayağı hüzünlendim ya belli etmedim ama çok koydu. Ne bilim son zamanlarda sınava yakın zamanlarda yani beraber aynı şehirde olma hayallerimiz vardı. O olmasa bile bir ay görüşemeyeceğiz en az. Canımsız bir ay geçecek. Neyse fena hüzünlendim ya bir gün okullarımız bittiğinde aynı evde yaşayacağız zaten.. O güne kadar kısa ayrılıklar bizi yıkmaz. Bebeğim Seni Çok seviyorum bunu hiç unutma..

21 Şubat 2013 Perşembe

Kumral ama yakışıklı Part1

 
   Günlerden bir gün Kumral ile Kızıl evde çok sıkıldıklarını ve dışarı çıkmak istediklerine karar vermiş.. Ve bin bir macera onlara merhaba demiş..
 Bilenler vardır. Ben veterinerlikte okuyorum o hukukta.. O mutlu ben değilim bundan dolayı hep dua ediyoruz ben geçiş yapabilecek not ortalamasını tutturayım diye. İşte yürürken yolda köpek ölmüş arabanın altında kalmış hayvancağız ve öleli 3 gün olmuş belli.
  Ben: Kumraaal köpecik ölmüş
  Kumral: Napim kızım dava mı açayım şimdi öldürene. Dıııııın Ahuhahaha aslında güzel fikir yap otopsiyi bende tarihte köpek öldüğü için öldürene dava açan ilk avukat olayım.
  Ben: Öyle olursa tarihe mi geçeceksin :O
  Kumral: Evet Kızıl hatta direk avukat yaparlar beni. 2 yıl okuma sen olmuşsun derler.
  Ben: Ciddi olamazsıııın!!
  Kumral: Çok ciddiyim salağım.

   Sonra eve doğru yürürken birden kızıl kafamda lamba yandı.

 -Kumral sence BB krem alsam yüzüm nasıl olur. Kullansam felan yararlı olur mu ? Yüzüm bebek gibi olur mu ?
Kumral: Al al çok güzel olur bebek poposu gibi olur. Pasparlak olur.
-Alırım o zaman ama hangi marka alsam ki. Nıvea var Garnier var Loreal var.
Kumral: Sen bekle okulum bitsin dermolog olmak için okuyacam o zaman hangi marka bilirim. Ne bilim kızım şimdi
-Tamam ama o zaman çok geç olur sanki.
Kumral: Ha. Ciddi ya boşver Kızıl bildiğin gibi takıl. Bepanthen sür yine.
-Bence de o güzel yapıyor.

(Bende Bepanthen hastalığı var yüzüme her sabah onu sürmezsem sanki çok çirkin oluyorum gibi.. Kumral bununla çok dalga geçiyor çünkü elim mi kesildi bepanthen sürüyorum. Hatta diş etlerim de yara vardı onda bile sürdüm.)


 Şimdi beraber kızlar gecesi yapıyoruz. Tek erkek olarak pijamalarını giyiyor karşımızda oturuyor illa bende gelecem diye. Kızlar gecesini bilirsiniz bir sürü kız oturur. Manikür yapar makyaj yapar dedikodu yapar. Genelde erkekleri konuşuruz. Yani erkeklerin alanı değil bu.

  Mesela bir ara hepimizin hoşlandığı hayallerimizi süsleyen bir çocuk var. Ben ölüyorum ona Elma nişanlanacak ama yinede bayılıyor, Çekirge sevgilisi olduğu halde yazıyor çiziyor çocuğa. Bu çocuk basketbol oynuyor tabi boy pos kaslar uuu ölüyoruz. Kumral da basketçi ama bu çocuk çok farklı ona savaşçı diyorum son dakika basketleri onda ve sahada savaşıyor resmen. Neyse beni kızlar gaza getirdi Elmalarda kalmaya gideceğimiz günün sabahı okulda konuşacam tavlamaya çalışacam. Aralarında sevgilisi olmayan bir tek ben kaldım bu çocukla çok yakışırsınız diye dillerinde tüy bitti. Ve gittim konuşmaya..
 - Merhaba ben Kızıl 11-A dayım. Ya sana birşey soracaktım.
Savaşçı: Merhaba Kızıl tanıyorum zaten seni. Sor tabi dinliyorum.
- Imm. Şey dicektim. Öhö Öhö.
Çocuk bana bakmış hala sormamı bekliyor. Ama ben ne soracağımı unuttum. Öyle bakışıyoruz.
Savaşçı: Sormayacak mısın ?  Vazgeçtin sanırım :)
- Sevgilin olabilirim ya aslında ama tabi sevgilin yoksa ?
 Bunu aklımdan geçirirken sesli düşündüğümü anlayarak kıpkırmızı halde olay mahalini nasıl terk edeceğimi şaşırmış bir halde kekelerken bana bakışını asla unutmayacağım.. Aslında soracağım soru çok farklıydı yani dersleri felan soracaktım ama bunu değil tabi. Ya bunu sordum aslında direk amacımı belli ettim ama sonra çocuğun yüzüne bakmadım o ayrı.

Gece herkes benimle dalga geçiyor tabi. Ne dedin puhuhahah. Nee ahahah tarzında hepsi. Kumral durdu benimde bir anım var dedi başladı. Gözler buğulu buğulu sanki gelecekten haber bekliyor gibi.

 Bir gün alışveriş yapmaya çıktım. Yanıma bir baktım çok hoş bir kız. İşte bu hayatımın kadını dedim ve kız hangi reyonda ben oradayım felan. Kız çıktı Gönül Kahvesine oturdu bende karşı masaya yerleştim izliyorum. Bana baktı gülümsedi. Artık zamanı Kumral dedim ve Kalktım.
 -Oturabilir miyim ?
  Kız tabi dedikten sonra oturdum biraz muhabbet ettik. Artık kalkmam gerek  bayağı oldu kızdan numarasını istemem gerekiyor ama nasıl isteyeceğim bilmiyorum. Durdum kıza döndüm ve bir cesaret.
 -Kaç numara ?
 Kız: Anlamadım ne kaç numara? (Burada ölseydim keşke)
-Numaran kaç senin ya ne numarası ne diyorum ben kendine gel Kumral.
Bu arada kız bana sanki manyak bir seri katil bir sapıkmışım gibi bakıyor. Artık ne olursa olsun kaçmalıydım koşarak çıktım gittim. Ama aklım hala o kızda..

 Bu sefer bende dahil herkes Kumralla dalga geçmeye başladı da kurtulmuştum. Hala aklımıza geldikçe güleriz ama belkide evlenecektik çocuklarımız olacaktı. Ben düzgün bir soru sorabilseydim..

19 Şubat 2013 Salı

Gelincik. Hatırlatan Şarkılar

 

 Yine bir gün biz Ankaralı ile dersten çıkmış göl kenarında çay içmeye gidiyorduk arabada bu şarkı çalıyor tabi tam şiir kısmında arabayı durdurdu..
 -Bir gün başarabilirsek, eğer evlenebilirsek çocuğumuzun adı Aren olsun..

  Çok seviyorum bu ismi hem Kumralın ismiyle benziyor hemde çok sıcak bir isim ya..
  Bunu konuştuğumuz zaman çok şaşırmıştım hiç düşünmüyordum, daha küçüktüm çünkü ama şimdi anlıyorum ki çok değerli bir zaman dilimi yaşamışız biz onunla..

 Şiirde Ankaralı için olsun..

Sen yüreğimin çayırlarında 
Her mevsim umudu müjdelerdin bana
Sen benim ellerinden tutabildiğim 
Yanağını okşaya bildiğim
Sarılıp ağlayabildiğim 
Dostum, sırdaşım, biricik sevdam
Ayrılık unutanlara mahsus 
Ben seni unutamadım ki 
Ben senden ayrılamadım ki 
Yıllar neleri götürdü özümden 
Neleri unuttu yüreğim
Selemi kapıldın yoksa İstanbul yamacında 
Söyle suçumuz neydi bizim. 











18 Şubat 2013 Pazartesi

Ölmeden önce dinlenmesi gereken bir sürü 5 şarkı.



İlk şarkımız Teoman olsun.. Bununda hikayesi şöyle Kaslıböcek ile biz dershane çıkışında müzik dinliyoruz. Bu bana döndü..
  Kaslıböcek: Sen ne dinliyorsun ?
  B: Teoman dinliyorum. 
  Kaslıböcek: Hangi şarkısı böceğim?
  B: Terlemeden Sevişenler'i dinliyorum, çok güzel bir şarkı.
 {Yalnız Kaslıböcek Teoman'ın Ruhun Sarışın şarkısını günde 7412596 defa dinleyen bir insan. :) }
  Kaslıböcek: Ouf o şarkı çok sapıkça ıyy
  B: Sen her gün Ruhun Sarışını dinliyorsun o daha sapık. Hem bu şarkının neresi sapık.
  Kaslıböcek: Tamam sus ya her kelimesinde sevişmek diyor.
  B: :O

  İkinci şarkımız Mor ve Ötesinden..
Benim ne zaman nasıl tanıştık bilmediğim bir arkadaşım var. Ona da Kumral diyorum sürekli.
İşte biz bununla çok kötü şeyler yaşadık, bir gün ikimiz yürürken bir evden bu şarkıyı duyduk ve eve geldiğimizde açtık dinledik. Tam bizi anlatıyordu.. İkimizi..

  Üçüncü Şarkı Ezginin Günlüğünden..
Ben Ankaralıya sırılsıklam aşıkken bir gün sigara içiyor diye sigaraya başladım. Tabi hiç istemedi, kendine zarar vermene izin veremem dedi ama fayda etmedi kısa bir ayrılık yaşadık. O zaman tesadüfen bu şarkı çaldı bir dizide. Bende hemen bir mesaj attım..
 - Sigaramın dumanına sarsam, saklasam seni. Benden başka kimse bilmese.. 
Tabi hemen cevap geldi. Eli telefonda bekliyormuş meğersem
  Ankaralı: Kartanem seni çok seviyorum tamam iç ama az iç olur mu ? Diye..
Tabi ben bu olaydan sonra bu şarkıyı zafer şarkım ilan ettim hala kutsaldır benim için..

 Dördüncü şarkı Sezen Aksudan geliyor..
Ankaralının gözleri böyle su yeşiliydi. Ben yine ayrılmışım ama önemli bir mesele değil. Triplerdeyim, isyanlardayım ve gözlerinden bile vazgeçmişim.. Şarkıyı az çok tahmin eder bunu okuyanlar.

 Beşinci şarkımızda Sıla.

Çok gahpe bir arkadaşım var ona Tost diyorum..
Biz Minik Reis ile ayrıldığımızda duvarıma yazmıştı sözlerinden bir kısmını..
'' Zamanı vakti var derken o gün geldi çattı.'' Direk açtım youtubedan dinledim tam o zaman ki durumumu anlatıyordu.. Bana tek faydası bu şarkı oldu zaten..


Ve belki şarkı değil ama şu sıralar bir radyo programına sardım. Gece yayın saati bitene kadar dinliyorum ve gerçekten muhabbetleri çok hoş dinlenmesi şiddetle önerilir.. Onlar sanki evinizden biri gibi yada yıllardır tanışıyormuşsunuz gibi. Ayrıca siyaset ve din konuları dışında konuyu belirleyebiliyor sohbete katılabiliyoruz.. Dinleyin işte unutmayın herkes dinlesin. Yüzyılın olayı, radyo programı..
 Şimdilik bu kadar..

İki genç kızın anıları. Bölüm 1





   











Bugün Reçelim ve ben dışarıya çıkalım dedik. Tabi ben yine uyanamadım saat 2 sularında uyandım ve mesaj attım.
  B: Laan nerdesin ?
  R: Evdeyim oğlum uyanmanı bekliyordum.
  B: Oley uyandım bende hazırlanıyorum.
  R: Tamam oğlum çabuk hadi bende hazırlanıyorum.

  Sonra buluşacağımız yere ben iki vasıtayla gittiğim için geç kaldım her zaman ki gibi. Geç kalmak huyum olmuş zaten hiç bir buluşmaya erkenden gidemiyorum.

  R: Lan nerdesin kızım sen Şam dan mı geliyorsun, Bağdat dan mı ?

 Tam bu mesaj geldiğinde bende buluşacağımız mekana adım atmıştım yani çok az bir gecikmeyle (Yarım fincan çay içilecek kadar az) yetişebildim..
 Her zaman ki gibi eski konuları konuşurken Minik Reis ve yanında bir kız oturduğumuz masanın yanından geçtiler.
 R: Olum Minik Reis geçiyor.
 B: Oha o kız mı ? Hadi kalkalım.

 Uğurlamalar eşliğinde kalktık ve önce iş bankasına kredi kardı borcumu yatırmaya gittik. O kart bana dert olacak ama çok rahat harcıyorsun parayı ama sonra ödemesi zor geliyor. Reçelim kart kullanmayı bilmediği için ona gerekli açıklamalarda bulundum bayağı şöyle böyle diye gösterdim. Tabi parayı yatırırken canım bayağı acıdı çocuğumu evlatlık vermişim gibi oldu. Kemerlerimi sıkmazsam ay sonu zor gelecek, memura bağladım iyice. Öğrenci miyim memur mu belli değil. Neyse her zaman ki mekanımız Starbucks 'a geçtik oturuyoruz. Ankaralı hakkında konuşuyoruz bir baktım Minik Reis ve arkadaşı lavaboya iniyorlar.

 B: Reçel Minik Reis burada
 R: Oha ya takip etmiş gibi olacağız şimdi.
 B: Aman olsun boş ver deyip konuya tekrar devam ettim.

 Çok zaman geçti mi bilinmez ama unutmuşum onu anladım.. Ama şöyle iki çift lafım vardı ona keşke kalkıp söyleyebilseydim. Tabi yine değmeyeceğini anladım ve sustum. Yok değmez filan ama söylerdim aslında ama sevgilisine rezil olmasın dedim. Şimdi kıza bir zarar veririm karışır arada yine suçlu ben olurum diye sustum. Bugünde böyle stresli bir gündü.

17 Şubat 2013 Pazar

Çok Aşığın Var Diyorlar. Hatırlatan Şarkılar..




  Ardımdan çok duydum deli dediklerini, özellikle senden sonra bayağı duydum. Bir gün bu şarkıyı bizim hep oturup sohbet ettiğimiz mekanda duymuştum ne kadar acıydı seninle dinlediğim şarkıların artık sensiz çalınması.. O zaman atmıştım ilk özledim mesajını ve cevabı sen daha çok özlersin olmuştu. Lan ben senin için ne kadar ağladım yine o gün de ağlıyordum beni özlemiş ama onu hiç sormadığım için kırılmış diye ne kadar gözyaşı akıtmıştım. Sonra içmiş seni aramıştım telefonun elden ele dolanmıştı. O gün seni beklemiştim o soğukta, yağmurda, son bir defa görmek için. Gelip bana bağırmıştın ''Ben neyim her içtiğinde beni arayıp saçmalayacak mısın'' diye. Oysa sadece sarılmanı özlediğimi söyledim. Anneni öldürmüşüm gibi bakmıştın bana. Sınavı kazandığımızda ilk birbirimizi arayacaktık diye ayrılmayı umursamadım seni aradım sadece ''Hava atmak için beni arama ya lütfen git'' dedin ya bu kadar aşağılık olduğunu hiç göremedim. Şimdi yeni bir sevgilin var. Boy boy fotograflarınızı koymuşsun oraya buraya ama ikinizinde boyu kısa be gülüm.. Mesela ben bu adamı nasıl sevdim kimse bilmiyor. Aslında başta her şey şakaydı böyle ciddi olmayan flörtleşmelerdi yani ben ona asla bakmazdım. Bir kere boyu benden kısaydı ya hayırdır nereye bakıyordum. Zaten başıma ne geldiyse yalnız kaldığımı düşündüğüm zaman geldi. Onu hayatımda bir çokluk olarak gördüm. Ama itiraf etmem lazım parfümü çok güzel kokuyordu. Zaten dokuz ay boyunca parfümü için sevdim ve sonra parfümü için ağladım değil mi.. Kimi kandırıyorum ben.
 



     





 









    Spencer ve Toby aşkına kendi aşklarım dan daha fazla güveniyordum.. Birbirlerini bir sürü oyunun içinde aslında güvenilmez olması gereken bir zamanda bulmuşlardı. Ama her şeye rağmen sevmeyi başardıkları için gizli bir kıskançlık besliyordum, imreniyordum. Tuhaf olan o kadar güzellerdi, aşıklardı ama Toby'nin yalancı olduğu ortaya çıktı. Bitti ayrıldılar.. Spencer şuan tıpkı benim gibi bir sebep arıyor aslında sevdiğini düşünüyor ve ayrılmalarına neyin sebep olduğunu öğrenmeye çalışıyor. İşte benim hikayemde burada başladı. Çok seviyordum ve birden ayrıldık sonra sebepleri araştırdım. Acaba kanser miydi ? Ölecek miydi ? Benim üzülmemi istemediği için ayrılmak istemişti. Benim düşüncem buydu. Sebebi öğrenmesem hala aptal gibi onun için üzülüyor olurdum. Gerçi bu şimdi üzülmediğimi göstermez. Aldatıldım ya adamın öyle öldüğü filan yokmuş. Yani beni üzmek istemiyor yeea ondan ayrıldık olayı yalanmış. Biraz zaman geçtikten sonra şimdi beni özlemiştir ama gururlu ya gururuna yediremediği için aramıyor diye düşündüm hatta o kadar salağım ki geri dönersem beni kabul etmez zaten hayatını mahvettim şimdi bir daha acı çekmesin diye düşünüyordur diyorum içimden. Aynı zamanda nasıl ağlıyorum ama gitti sanki doğmamış çocuğumu kesti elimden aldı parça parça oldu çocuğum öyle bir ağlama kimsede yoktur. Etrafımdaki herkes geçer üzülme diyor ama geçmiyor. İlk kez gördüğüm insanlar karşımda oturuyor bende onlara hikayemi anlatıyorum. Ortak arkadaşlarımıza o ağlamasın üzülmesin dayanamam ayağı yapıyorum zaten o ayrı bir şey. '' Geçen konuştuğumuzda gözleri kızarmıştı ühühühü dayanamam gözleri kızarmasın ühühühü ağlamış ya ben bilmez miyim kaç yıllık sevgilimi. '' Biri çıksa o çok mutlu ağlama artık dese ağzını ikiye ayıracağım beyninden salata yapacağım yedireceğim kendisine. Gözüm kimseyi görmüyor öyle böyle değil. Aman Tanrım o günleri bir daha görmek istemiyorum. Hı geri dönerse bak o olur, dönerse acı çekmem ben onuda bilsin yani hayatımı mahvedebilir sorun değil o.