16 Kasım 2013 Cumartesi

Söndürün Kalbimi..



  İçimde yanan bir ateş var sevgilim..
  Seni çok seviyorum evet.
  Yokluğuna alışamam biliyorum. Yada alışırım ama şu an bunu kaldıracak durumda değilim.
  O yüzden lütfen kal..

5 Ekim 2013 Cumartesi

Birini yüksek dağların zirvesine çıkardım.

  Candan Erçetin ne kadar güzel anlatmış parçalandığını, parçalanmayı. Paramparça olduğumu hep anlatmaya çalışsam bile pek başarılı olamıyorum. Önce savruldum bende yok oldum sonra tekrar toparlanmaya çalıştım. Bir günümü anlatmak istedim şimdi en güzel günümü, en sevdiğim filmi... O hala varken ve biz hala bir bütünken parçalanmadan öncesini. 

  Sabah 7 gibi uyanmıştı Kızıl hızlıca hazırlanırsa derse yetişebilirdi. Ders geometriydi bu yüzden içinde kusma isteği belirse bile onu görmek için Ankaralıyı görmek için hızlı olması gerekti. Hızlıca hazırlandım işte çıkabilirim şimdi diyordu attığı mesajda ve onu beklemesi için KaslıBöceği uyarıyordu bir nevi. İşte sonunda evden çıkmıştı. Bahar geldiği halde Adanada hava hala soğuktu yaz izlerini taşımıyordu bu gün. Kapıyı açtığında yüzüne vuran soğuk rüzgar onu biraz daha kendine getirdi. Aaa hayır bu olamaz KaslıBöceğe derse geleceğini söylemişti ama Ankaralı kapıdaydı ve bu dersleri ekmek demekti onun için. Hızlıca bir mesaj daha yazdı. 'Sevgilim kapıda derse gelemeyeceğim öptüm seni'. Sinirli olmasını beklediği mesajı açamadan kollarındaydı sevdiği erkeğin, ah kokusu ne kadar güzeldi ve gözleri ne kadar büyüleyiciydi. O an adını sorsalar hatırlamayacaktı sanırım. İlk aşk her zaman özeldir biliyordu ama onlar sanki birbirleri için yaratılmışlardı. Hava soğuk olduğundan kısa tuttular bu sarılmayı ve hemen arabaya geçtiler. ' Bu sürprizde nerden çıktı nereye gidiyoruz ?' Gülümsedi Ankaralı, bütün soğuk geçmişti Kızıl için. 'Görene kadar sabret kartanem buna değecek' diyip bilmediği bir sokağa saptı Ankaralı. İyice meraklanmıştı Kızıl. Acaba neresi diye düşündü  yinede sessizce yolu izlemeye devam etti. 'Dün fizik sınavı mükemmel geçti. Sanki bütün sorular senin anlattıklarındı sevgilim. O kadar basitti ki ilk kez fiziği seviyorum diyebilirim'. Burası, bir dk Ankaralı, burası o yer; geçen sene geldiğimiz yer! Ama şuan kar yağmış, olamaaz ne kadarda güzel. 'Büyüleneceğini biliyordum, kar taneleri en çok sana yakışıyor biliyor musun ?' Baharda en çok sana yakışıyor diye düşündü yine Kızıl. Bunca gürültünün arasında burası ne kadar sessizdi ve ne kadar huzurluydu. Arabanın bagajından çıkanları şaşkınlıkla izliyordu şimdi. Kızarmış et ve Rakı. Peki şalgam ? Ahhh onuda unutmamıştı Ankaralı. Usulca Kızıla yaklaştı.. Kalbi hızlanmaya başlamıştı Kızıl'ın artık hava çok soğuk değildi.  

 Bir kaç duble attıktan sonra sohbet neşelenmişti. Gülüşü ne kadar güzeldi ne kadar seviyordu onu daha iyi anlamıştı. Ama üşüyordu aynı zamanda kısa zaman sonra iyice üşüyecekti ikiside. Ama şu an umursamıyorlardı havayı, beraberlerdi bundan daha güzel ne olabilirdi ki. O sıralar hala çocukken aşklar mutluydular işte ötesi yoktu. 

 ' Kalkalım mı?' dedi Kızıl. Aslında hiç istemediği halde. 'Tamam kartanem' dedi Ankaralı ve toparlandılar. Bu sırada hava daha da soğumuştu. Ne yapalım diye düşünürken film izlemeye karar verdiler. Kadın aklı Erkek aklı filmini merak ediyordu ikiside.Neydi bu farklılık acaba.. İkiside birbirlerinin ruh ikizi olduğuna inanıyordu, tamamen birbirleri için yaratılmışlardı hatta o kadar benziyorlardı ki etraflarında ki insanlar evleneceklerine kesin gözüyle bakıyorlardı. 

  İkisininde ayrı düşlerde birbirlerini gördükleri yolculukta pek konuşmamışlardı. Eve geldiklerinde Ankaralı arabasını park edene kadar Kızıl Ankaralının annesiyle çoktan koyu bir sohbete dalmıştı. Çok seviyordu annesini, idealist yapısını, hayatta istediği herşeyi başarmış olmasını hayranlıkla dinliyordu. ' Hadi sevgilim film başladı ' sesiyle sohbetlerine ara verdiler. Merdivenlere yöneldiğinde yine o baş döndürücü kokunun esiri olmuştu yine. Odaya girdiğinde film çoktan başlamıştı, usulca yanına sokuldu Ankaralının ve kısa zaman sonra uykuya daldı. 


  Uyandığında odada kimse yoktu. Etrafa kısa bir süre baktıktan sonra odadan çıkmak için kapıya yöneldi ama kapı kilitliydi neler oluyor diye düşündü, anlam veremedi. Panikle seslendi 'Kapıyı açar mısın ? Ankaralı nerdesin ? Kapıyı neden kilitledin?' Kısa bir süre odada öylece oturdu sonunda kapı açıldığında uykulu gözlerle Ankaralı belirdi. ' Hayatım uyumuşum kusura bakma, kimse rahatsız etmesin diye kapıyı kilitledim ama bende uyumuşum. ' Bu kadar düşünceliydi işte sevgilisi yanında uyumamış odada bile durmamıştı. Onu daha fazla sevmişti şimdi Kızıl. Neden yanımda uyumadın demeden edemedi ama cevap açık ve netti ' Yanında uyuyacağım günlerde gelecek Kartanem ama bunun için önce evlenmemiz gerek '. Mükemmel erkeğin tanımı sen misin diye düşündü Kızıl ve eve gitmek için toparlanmaya başladı.  

31 Temmuz 2013 Çarşamba

Öyle mechule kapılmış bedenim..

 
  Yıllara meydan okuyorum belki de ve kafamda biriktirmediğim düşünceler var şimdilerde.. Canım çok yandı biliyor musun ? Hemde öyle bir alev aldı ki o şehirde. Ben hiç yaşamamıştım yoklukları belki yadırgamam bu yüzdendi. Ya hep kendim için yaşadım hayatı ya kimsenin eli değmedi başkası için atan kalbime. Şimdi sen onun aşk oyunlarını oynarken ben kendine ihanet ediyorum. Ağır sızılar doluyken bile ruhum başka bir bedene can vermeye gidiyorum. Balonları çok severdin diye özgürlüklerine uçuruyorum. Tıpkı senin gibi...

8 Temmuz 2013 Pazartesi

Unut geçen günleri bunca yıl sonra nasılsın ?



 4 Temmuz 2013...
 Yine normal bir sabaha uyanmıştı Kızıl.. Mutluydu ve Adana'ya dönmesine sadece bir sınav kalmıştı. Ortağıyla beraber bugün eğlenmeye gideceklerdi. Aslında saat 19.15'e kadar standart bir gündü. Harbiyelinin mesaj atacağını nerden tahmin edebilirdi ki. Ya da gelip hayatını tekrar alt üst edebileceğini nasıl tahmin edebilirdi. Jelibon ve Bay Gıcık ile Maça Kızında oturuyorlardı bir sürü gevezelik yaptıktan sonra Kızıl ortağı mesaj attığı için Zencilere gidiyordu. Harbiyeli onları yolda görmüştü. Kızıl Bay Gıcık'n koluna girmiş yürürken telefonuna gelen mesaj sesiyle irkildi.

 - Kızıl, ben Harbiyeli nerdesin Diyarbakırda mı ?
+ Evet.
- O zaman eğer sevgilin kızmazsa görüşelim.

 Kızıl o an şok olmuştu kimseye sezdirmek istemese de aniden gelen bu teklif onu heyecanlandırmış ve birazda korkutmuştu. 10 ay olmuştu onu görmeyeli ve bir ilişkisi vardı biliyordu. Neden görüşmek istediğini bir türlü anlayamıyordu ama yinede ''Olur bende görüşmek isterim.'' dedi.

  Frekans'a gitmeden önce İş Bankasının orada buluştular. Tokalaştılar Harbiyeli ne kadar değilmişti. Kilo almıştı ve Kızıl belki de hala ondan hoşlanıyordu. Uzakken konuşmazken bilmiyordu ama onu özlediğini görünce anlamıştı. Ve işte karşısında duruyordu sanki hiç gitmemiş gibi aradan o kadar ay geçmemiş gibi yine aynı bakışlarla. Öfkesini mi kusmalıydı yoksa seni çok özledim diye boynuna mı sarılmalıydı bilmiyordu.

 - Hadi gidelim bir yerlerde konuşalım.
 + Olmaz. Arkadaşlarıma sözüm var gitmem gerek.
- Bu kadar zaman sonra buraya geliyorum ve sen arkadaşlarının yanına mı gideceksin.
+ Yarın görüşürüz.
- Yarın gidiyoruz. Sabah erken gitmemiz gerek.
+ Benimde şu an gitmem gerekiyor kalamam.
- Peki.. Özlemişim ama seni.
+Hoşçakal..


  Sadece bu kadarcık bir görme ona yetecek miydi ? Neden gelmişti şimdi bu çocuk düşünceleriyle Frekans'a doğru yürüdü Kızıl yanında Jelibonla.. Mekana gittiklerinde herkes biraz gergindi ve Kızıl'ın içinde fırtınalar kopuyordu. Özledim mesajına Bende dedikten sonra yine aradı Harbiyeli. Nerdesin çık seni almaya geleceğim diye. Olmayacağını biliyordu Kızıl gelse bile burdan çıkamayacağını sadece Hayır diyebildi. Gelme..
 
    Artık her şarkıda ağlıyordu Kızıl ve herkes bu duruma üzülmeye başlamıştı. Onları üzmek istemiyordu ama elinde değildi bu durum sadece onu istiyordu o an. Acı o kadar yoğundu ki nefes alamıyordu. Sonunda kalkmaya karar verdiler ve tam o sırada Harbiyeliyi gördü Kızıl. Ardından seslendi ama duymamış gibi yoluna devam etti Harbiyeli. Kızılda üstelemedi eve doğru yürümeye başladı tabi ağlamak serbestti kimse olmadığı sürece. Kolundan tutup onu çeken eli Zenci sandı önce sonra Jelibon çantasını alınca dönüp bakmayı akıl etti. İşte yine karşısındaydı. Birden sarılmışlardı sanki hiç ayrılmamış gibi, öyle çok özlemişti ki onu aklı karmakarışıktı soramadı bile o kızı ona ne olduğunu. O an sadece yanındaydı işte yine eskisi gibi olacaktı belkide ama gideceğini hissediyordu sabah olmayacağını biliyordu. Nitekim her zaman ki hissettiklerinde yanılmamıştı Kızıl.

  Sabah embiriyoloji sınavından sonra okuldan almışlardı onu her şeyin düzeleceğini hissetmek istiyordu ama bir türlü inanmıyordu düzeleceğine.. Beraber Garden Cafe de oturmuşlar liseli aşıklar gibi masanın altından elele tutuşmuşlardı ama Kızıl hep huzursuzdu bir şekilde bitecekti biliyordu ve buna engel olamayacağını biliyordu. Aralarına nasıl girdiğini bilmediği o kız hep oradaydı sanki. Çok geçmeden konuya girdi Harbiyeli.

 '' İlişkimi sormuştun ya, bayağı ciddiyiz onunla. Hatta aileler bile tanıştı ve şimdi nasıl derim herkese ben ayrılıp Kızılla barışacağım diye... ''

  İşte olmayacağını böyle dile getiriyordu Harbiyeli, adice aralarına başka birinin girdiğini söyleyerek. Oysa ölürcesine seviyorum seni diyordu. Şimdi hikayeleri böyle bitmişti ve Kızıl'a düşen sadece uzaklaşmaktı.

 +Peki gidiyorum ben.
-Dur gitme nereye gidiyorsun ?
+ Hep mutlu ol tamam mı ? Bu son görüşmemiz olacaktır eminim kendine dikkat et..

 Yine sarılmışlardı işte ve eskisi gibi boynundan öpmüştü Harbiyeli onu. Yine içi titremişti Kızıl'ın.. Bu sondu biliyordu.. Eve geldiğinde twitter hesabında bir yazı buldu.. ''o gün olmadı. kendine iyi bak, hoşçakal. my name is james, james stark :) '' Bu kadar olacağını bilmemişti Kızıl, bu kadar ağlayacağını bilse görüşmezdi ama her şey için çok geçti..
Bu da Şarkısı..

25 Haziran 2013 Salı

Keşke parçalanmak yerine ayrılmış olsaydık.. Sadece

Geveze'm..
Şu 9 ay boyunca hep yanımda olup beni dinleyen insan.
Ve giderken beni paramparça eden insan.
Böyle olmayı hak etmeyecek kadar sağlam olduğuna inandığıma bir dostluğumuz vardı. Yada ben öyle sanıyordum. Sanırım ben öyle sanıyordum. Şuan yine her gidişte hissettiğim, düşündüğüm şeyi düşünüyorum. Kesinlikle beni üzmek istemediğin için uzaklaştın benden ve okuldan.. Kanser misin daha bilmiyorum ama kanser değilsindir. Muhtemelen yine beni takmadığın için uzaklaştın yani bir şey olmaz ya ne olacak konuşmasam zaten çok önemli değil demiş olabilirsin. İşte benim sorunum hep buydu benim için değerli olup bana değer vermeyen insanlar için hep ağladım üzüldüm. Ve onlar hiç bir şey olmamış gibi, sanki hayatıma girmemişler gibi çıkıp gittiler. Ve arkada kalan onlar için hiç önemli olmadı. Şimdi hangi küllerden yeniden doğacağımı bilmiyorum ama yeniden doğacağımı biliyorum. Sensizde ayağa kalkabileceğim çünkü bana düşmemeyi öğrettiler senin gibi ufak tefek şeyler için yıkılacak kadar güçsüz değilim. Hala sana ve senin gibi bir sürü insana direniyorum, mecburum. Ama hala canım acıyor....



                                                                    ***

Şu an Zencilerde kalıyorum. Okul bitene kadar buradayım. Jelibon da zencinin ev arkadaşıyla çıktığı için oda burada zaten gelme sebebimiz bu.. Ve gerçekten huzurluyum ilk defa yalnız olduğumu hissetmiyorum yani.. Adana topraklarını gözlüyorum öyle özledim ki evimi odamı arkadaşlarımı gerçekten uzaklaşınca anlıyormuş insan. Kumral zaten burnumda tütüyor en çok onu özledim sanırım ya. Zaten oda beni özlemiş olacak ki her gün konuşuyoruz. BuKa'yı çok özledim mesela ama oda ağustosta gelecek. Aman Tanrım evi çok özlemişim ya.

22 Haziran 2013 Cumartesi

Sanki bugün son günmüş gibi..




   Bir final sınavlarının daha sonuna geldik. Emeği geçen hocalarımıza başarılar diliyorum.. Ve asıl olaya geliyorum. Geveze okulu donduruyor. Aslında bu fikir dönem başından beri vardı ama gitmez sanıyorduk. Maalesef bu gün son günüydü. Sanırım en çok beni üzdü bu ne yapacağımı ne yazacağımı tasarlamama rağmen bir türlü yazıya dökemiyorum ya bu çok zor oldu. O benim burada ki tek yakın arkadaşımdı. Beni dinleyen tek insandı ve son olaylarda aramızın bozulması beni çok üzüyordu. Mesela o İstanbul'a gittiğinde o haftayı hatırlamıyorum. Sanki bende onunla beraber gitmiş gibiydim. Aramızı bozduğu için kimi suçlasak boş mesela çünkü bunu biz yaptık. Birbirimize biz ettik bunları. Sabah uyandığımda artık gitme zamanımın geldiğini hissediyorum, çok insan kaybettim çok yoruldum. Direnmeye gücüm kalmadı sanırım yada güçlü durmak beni gerçekten mahvetmiş. Keita bile şu sıralar çok tuhaf davranıyor uzaklaştı bir şeyler oldu ona bile. Takmamaya çalıştıkça kimse kalmadı etrafımızda. Tehditler, Türk olduğu için dayak yiyenler lanet olsun bu şehire ya gelmez olaydım gerçekten gelmez olaydım. Hepsi Harbiyeli yüzünden aslında hepsi Ankaralı yüzünden o olmasa gelmezdim buralara ben.. Dayanma gücüm kalmadı artık boğuluyorum gerçekten boğuyor bu şehir beni.

7 Haziran 2013 Cuma

Daha asırlar boyu yaşayacak GEZİ PARK..



 Aslında uzun bir yazı hazırlamıştım ama lafla peynir gemisi yürümez. O yüzden seçimleri bekliyorum ve sizi Taksim için Gezi Park için savaşan insanlarla baş başa bırakıyorum...




20 Mayıs 2013 Pazartesi

Dikkat Ünlü Çıkabilir.

 
 Yurttan ve Dünyadan haberlerle karşınızdayım. Hala yalnızım ama artık okulda sap gibi sınıfta oturmuyorum bu duruma alıştım yani. Yüzücü ile takılıyorum biraz beraber tenis oynamak için sözleştik hatta ama çok yakın değiliz. Geçen hafta Kitap Gibi Kız'la görüştük. Oda burada öğretmenlik yapıyormuş hemen atladım tabi ilk defa burda bir blogger var kaçıramazdım bu fırsatı. Keita yarın gidiyor sınavları bitti Jelibonda dün geldi ama. Ah benim garip kaderim 10 Haziranda başlayacak sınavlarımız daha 21'inde bitecek yani bir ay daha burdayım. Ama şu sıralar Supernatural'a taktım ve Kyle XY ile beraber onları izliyorum zaman geçirmek için. Ders çalışmaya başlamadım yani. Oda zamanla olacak ama hissediyorum. Şu sıralar Reçeli çok özledim. Gene koptuk biz bu arada onun hikayesi çok ayrı anlatamam. Ama keşke böyle olmasaydı. Bu şehirde okumak ne kadar zormuş ya böyle. Gerçekten o kadar sıkıcı ki nefes alamıyorsun. Dün Maviş'in doğum günü vardı çok eğlenceliydi. Gevezenin çalıştığı mekanda kutladık doğum gününü. 24'ünde de partisi var Gevezenin gündemin tek konusu bu parti. Aa bu arada geçen hafta Türkiye Finans Banktan reklam çekimi için fakültemize geldiler. Ve reklamda oynamayı düşünüp düşünmediğimi sordular önce düşünmüyordum ama Geveze bayağı ısrar edince bende tamam dedim. Bir çekim aldılar 3 fotoğraf çektiler ve arayacaklarını söylediler onu bekliyoruz Mavişle.. Belki ünlü olabilirim :))


12 Mayıs 2013 Pazar

Kimseyi Görmedim Ben Senden Daha Güzel.

  Artık herkes sormaya başladı noldu kızlarla aranız mı bozuk diye. Hayır diyorum uzaklaşmam gerekti diyorum ama kimse beni dinlemiyor. Kimse onlara sormuyor mesela neden sebep belirtmeden konuşmadıklarını. Yarın Geveze geliyor umarım herşey düzelir. Neyse asıl konumuza geliyorum. Dün bu şehirde beni umutlandıran birileri vardı. Duman grubu buradaydı. Ve o kadar güzel bir konserdi ki.
 Önce konseri iptal etmek istediler Rezil şarkısında din ile dalga geçiyorlarmış güya ve Isparta ve Kütahya da iptal olmuş. Burada bayağı uğraştı iptali için ama geldiler. Müzikle din'i karıştırmamak gerektiğini gösterdiler herkese. Ne alaka diyeceksiniz bende bilmiyorum içimden böyle geldi. Dün erkenden uyandık Keitayla ve duş aldık saçlarımızı yaptık lahmacun yedik konser alanına doğru yola çıktık. Konser genelde 15 yaş dinleyicilerden oluşuyordu ama kalabalıktı. Aaa tabi Adana da olduğu kadar değil ama buda yeterdi. Konser her zaman ki gibi geç başladı biraz ön tarafımızda iki sevgili habire sarıldı durdu. Çocuk tatlıydı ama kız için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Batuhan yine beni benden aldı ama ya o kadar yakışıklı olmamalıydı. Kaan fazla hiperaktifti konser boyunca yerinde duramadı. Konser öncesi hava yağışlıydı konser başlamadan bir saat önce tüm yağmur durdu. Kaan durmadı tabi direk laf soktu - Herşeye rağmen burdayız yağmur bile durdu demek ki Allah bizi gözetliyor dedi. Tam böyle demedi ama lafı buna getirdi. Ve konser erkenden bitti en çok  buna üzüldüm. Yine veda ettikten sonra tekrar sahneye çıktılar yalnız. Uzun zamandır ilk konseri olduğu için Diyarbakırda veda edince herkes çıkmaya başladı ama benim gibi her sene bu olayı yaşayanlar kalıp bekledik tekrar geldiğinde o kadar güzel bir atmosfer oluştu ki anlatamam ya. Yine gömleğini çıkarıp hayranlarını birbirine düşürdü. Hınzır Kaan işte..

  Buda şarkımız :)

8 Mayıs 2013 Çarşamba

Belki Yıllardan sonra, Sırlar içinde..




 Bir Kızıl yazısının daha başına geldik sayın izleyiciler. Hala yalnızım okulda Geveze hala dönmedi ve ben hala mutsuzum burada kaçırdığınız bir şey yok. Ben mutsuzluğumu açıp sevgilisine ailesine anlatamayan bir insan olduğum için şuan bunu kimse bilmiyor. Birde biyokimya'da 44 aldığım için kendimi öldürmek istiyorum. Yarın çalışmaya başlıyorum notlarımı tamamlayıp. Daha hiç bir notum tam değil ya. Kendi kendime balkonda oturmuş kalbimde bir yumru oturuyorum. Hay Çukurova Üniversitesini yazmayan aklımı ya. Sınıfta arkadaş olabileceğim insanlarla aram bozuk olduğundan bu yalnızlıktan kurtulmam zor haliyle. Onlarda zaten kıç akıllının tekiydiler. Yani çok bir şey kaybetmedim. Şu an hayattan tek istediğim şey okulun bitmesi.. Birde ıphone almak :)))) Yavaş yavaş Ankaralıya öfke duymaya başladım. Şerefsiz beni aldatmasa ayrılmasak şuan Minikle çıkmaz sınav dönemi zırt zırt gezmezdim ders çalışırdım. Harbiyeliyle çıkmaz burayı yazmazdım. Sanki aklımda hep burası vardı gibi geldiğinde nasıl mal gibi sevinmiştim aynı şehirde olacaz diye. Bok ayrıldık işte geldiğim hafta. O salak aklıyla beni takip ettirmeseydi psikopat gibi onuda terk etmezdim ama napim sanki çok gezecek yerim var herkes yakışıklı gibi takip etmiş gerizekalı beni. Neyse anlatacağım şey bunlar değildi. Öyle sıçmık bir duruma düştüm ki evi özlüyorum Adana'nın cehennem sıcağını bile özlüyorum ama kocam la anlaşamazsam boşanırım ortada kalmam mantığı için okuyorum. Yani benim mantığım kendi ayaklarımın üstünde durmak ama genel mantık bu toplumda. Kız çocukları okusun diye kim demişse onun yedi sülalesini !!! Bizim görevimiz evde durup koca parası yemek ne okuması. Bizim regl günlerimiz var onların var mı ? Yok. Zaten o kadar acı dert çekiyoruz birde okuyoruz. Ben kızımı okutmayacam zengin koca arayacam ona sürekli. Çok dert çekiyorum ya şu üniversitede akıllı bir insan bırakır okumuyorum ben amına koyim der ama akıllıda değilim. Lanet olsun bu annelerimizin kocalarından çektiği acılara. Hürrem okumuş mu sanki dünyayı parmaklarında oynatıyor. Bende Ali Ağaoğlu gibi olacam belki. Valla içime fenalıklar geldi yetişin a dostlar. Birde tam kız çocuklarının yapacağı meslek gibi veterinerlik seçtim. Sikerim böyle hayatı ya çok doldum kusura bakmayın genşler. Daha birinci sınıftan bu kadar dert tasa keder beni kanser etti ama. Kızlara sesleniyorum üniversite okuyacaksanız okumayın abi. İdealim veteriner hekim olmaktı benim ordan vardı zaten bir bokluk. Millet öğretmen olur doktor olur hayvanların orasına burasına elini sokmayı hangi normal insan ister. Ben bunu isteyerek geldim. Sonucuna bak BOOOK !!!
 Ulan Ankaralı sen şimdi Boğaziçinde denize karşı okuyorsun ya en çok o batıyor bana. Su gibi bira içiyorsun birde onları facebookta elaleme reklam ediyorsun ya senin gelmişi geçmişini köpekler yesin.
Birde genel amerikan gençliği hayatı yaşıyorsun. Lan mal ben istiyordum o hayatı sana noluyor. Sen sadece ders çalışacaktın paris roma gezmeyecektin. Şu an ne istediysem onları gerçekleştiriyorsun ya insaf. İnsan utanır bu kız bunu yapacaktı ben yapmayayım der. Senin gibi kanka naber mesajları atmaz insan. Bunca yıl sonra nasılsın demez. Senin yüzünden eski sevgilim başıma bela oldu be. Yazmasam burayı nerden tanışacaktık Xaş ile. Ama geldim tanıştık. Hayatımın hatasını senin yüzünden yaptım ben. Zoziylede mutlu değilim ki şimdi araya mesafeler girdi hep olduğu gibi. Birde sinir ediyor beni yok yazmadın yok şöyle böyle. Sıçacam ağzına herkesin bırakacam intiar edecem ama kıyamıyorum kendime. Ben ölürsem kimin hayallerini gerçekleştirip nispet yapar gibi anlatacaksın. Kimsenin. Bokunda boğul emi Ankaralı. Kuru etlerin çürür inşaaaalaaaa.




5 Mayıs 2013 Pazar

Bir Kızıl Laneti. Yarın okul vaaaaaaaar !

   Yalnızım ben çok yalnızım. Herkeste bir haller var bugünlerde zaten sanırım biraz hava sıcak diye. Tabi ben Adana sıcaklarından kopmuş gelmişim bana vız gelir tırıs gider. Evet şimdi oku lanetine gelelim. Bu benim için ilkokuldan beri süregelen bir lanet. Pazartesi sendromu değil yani direk pazartesini bana girişi oluyor. Hele şuan ki durumumda yalnızlık dolu bir hafta laneti olacak. Geveze lütfen çabuk gelsin. Onsuz olmuyor yani.


 Hafta sonu korkarak açtığım bir mesajımdan bahsedeceğim şimdi. Ankaralı ''Kanka naber ?'' yazmış bana. Hayır ya anlamıyorum ben bu çocuğu. Ayrıldık tamam ama kanka ne yani. Sevdiğim kız bana abi diyince triplerine girdim ben :D Ama haksız mıyım ya evlenecektik biz ayrılmasak.. Gerçi araya başkası girdi ama olsun kanka yazmamalıydı büyük hakaret oldu bu bana. Bu arada Esmer ve Kedicik yeni ortam yapmıştı bende onlar sayesinde iki kızla konusuyordum çok samimi değiliz onlarla samimiler şu an ama birinin çok olay bir ilişkisi var facebooktan bana mesaj attı anlattı çok şaşırdıııım. Neyse belki de çok yalnız olmam ilerleyen zamanlarda.

   Bu Ankaralı olayına bayağı taktım yalnız ben. Aşık gibi sevmesen de kardeş gibi sev mi diyor yoksa mesaj atmamı mı bekliyor bilemedim. 2 yıl oldu daha yeni yeni alışıyorum be yokluğuna. Bu da bayağı zor oldu. Hafta sonu akrabalara gittim bugün sabah fal baktı Güliş abla ve kalbinde biri var unut sen bunu canavar olmuş içini sıkıyor acı çekiyorsun sık sık dedi direk Ankaralı geldi aklıma cidden kalbimde şeytan oldu çocuk çıkmıyor. Kumralla konuştum sonra bayağı kızdı bana unut artık diye ama demesi kolay geliyor unutacak olan benim be ne diyorsunuz siz. Ouuf ouuf hayat çok zor be..

3 Mayıs 2013 Cuma

Yalnızlığım yollarıma pusu kurmuş nöbette..

Şu sıralar o kadar yalnızım ki Brit gibi yanlızlıktan kusacam yada okulu bırakacam gitmeyecem ama onu da yapmam seviyorum bölümümü. Bu durumdan çok sıkıldım ama sürekli bir arkadaşlık kurmaya çalışıyorum ve olmuyor. Aslında çok arkadaşı olan biriyim hiç böyle bir zorlukla karşılaşmamıştım daha önce tek kalmak yalnız olmak bana çok uzaktı ama kültür farkı mı yoksa kafa geriliği mi anlamadım bir türlü bir şeyler olmuyor. Bakıyorum herkes iyi kötü bir grup bulmuş ben hiç mi bulamam ya hep mi dışlanırım. Esmer zaten suratıma bakmıyor ne derdi varsa benle. Bu şekilde üniversite mi olur ya bunlar ne yani. Not yüzünden dışlamalar yok şu yok bu. Sıkıldım yani bayağı artık. Neyse böyle böyle bende bir yol bulacam kendime ama artık nasıl bulacam o yolu hiç bilmiyorum. 3. sınıf biterse böyle 4te Farabi yaparım sonra 5te erasmus felan bir şekilde sonra bu okul bitecek ama önemli olan 3. sınıfa gelmek işte. Gerçekten ne yapacağımı şaşırdım En yakın arkadaşım Geveze oldu ya oda bugün kız arkadaşıyla istanbula gidiyor. Yani bir hafta yalnızları oynuyorum. Merak ediyorum ne olacak. Katil felan olmam umarım. Ya onu bile düşünüyorum aslında acaba siyanürle mi zehirlesem diyorum. Neyse ki Jelibonla Keita var yoksa tamamen ölürdüm. Neyse ya hayırlısı olsun..

21 Nisan 2013 Pazar

Kızıldan Öneriler 1

Sıkıntıdan ne yapacağımı şaşırdım zaten vizelerden bir zaman bulamadım kendime iyice saldım, kilo aldım derken stresten suratımda kırmızı lekeler çıkınca anladım ki artık buna son vermem gerek. Neden kozmetikle ilgili yazı yazamıyorum bilmiyorum ama umarım siz beni anlarsınız. :)

Üniversiteye başlayana kadar sivilce nedir bilmezdim. Ergenlik sivilcelerim bile çıkmamıştı benim ya. Ne zaman ki vizeler başladı bende hiç görmediğim kadar sivilceyi gördüm. Yani yine çok değil ama ben 2-3 tanesine bile dayanamıyorum. Böylelikle hemen watsons'n yolunu tuttum. Keita da kendisine birşeyler almak için bana eşlik etti ama aynı şeyleri aldık çıktık. Tabi yüz temizleme jeli tonik gibi şeyleri almadan önce kesinlikle bir cilt taramasından geçmek gerekmiş. Benim cilt tipim kuru sanıyordum mesela ama karma bir cildim varmış buda beni hayal kırıklığına uğrattı.



 Öncelikle kızlar günlük peeling özelliği olan temizleyicilerden uzak durmak gerektiğini anladım mesela garnier 3ü 1 arada kullanıyordum ama onu sadece maske olarak kullanmakta fayda var  mutlaka temizleyici peeling ve tonik ayrı olmalı.



The Balm Jovi Palette : Bunu bir çok blogda görmüştüm zaten ama almama sebep olan blog Ahu Dudusu 'nun blogu oldu. Ben normalde far kullanamıyorum sanki çok çirkin bir görünüşüm oluyor gibi ama Balm'ı sevdim.

Loreal Perfect Clean : Cilt tipim karma olduğu için satış elemanı detoks etkisini önerdi bana ve her gün sabah akşam kullanabileceğimi söyledi. Zaten bende temizleyici arıyordum ve cildime çok iyi geldi. 
Nıvea Stay Clear : Aslında ben farklı markaları bir arada kullanmayı sevmiyorum ama Lorealde arındırıcı tonik bulamadım o yüzden nivea iyidir dedim ve bunu aldım. Kullanma şeklimde sabah yüzümü perfect clean ile yıkıyorum sonra toniği kullanıyorum ama cilde hafif vuruşlarla uygularsanız daha iyi sonuç alıyorsunuz. Yani ben daha iyi sonuç alıyorum. :) 

Nıvea Clean Deeper : Şimdi günlük peeling dese bile aslında haftada iki defa banyo sonrası kullanmak uygun oluyor. Çünkü gözenekler sıcak su yardımıyla açılıyor ve cildin emiciliği artıyor. Sonrasında tabi yine tonik uyguluyorum. Tonik olmadan hiç bir şey yapmıyorum malesef. 



   Bir sonra ki yazımda benim makyaj çantamı takdim edeceğim size o zamana kadar hoşçakalın :)

12 Nisan 2013 Cuma

Kokusuna aşık olduğunuz birisini asla unutamazsınız.

Sabah derse geç kalmamak için erkenden uyumuştum o gece. Ertesi gün hayatımın nasıl değişeceğinden habersiz tatlı bir uykuya dalmayı başarabilmiştim. O güne kadar kimseyi sevmemiştim, mesafeli bir duruşum vardı insanlara karşı ve o kokunun kaynağını bir ay önce çözmeme rağmen bunun beni etkilemesine izin vermiyordum. Zaten aramıza ördüğüm görülmez duvarlar sayesinde onunda böyle bir şey hissedeceğine ihtimal vermiyordum. Şubat ayının 7sine uyanırken tamamen okula odaklanmıştım. Günlerden perşembeydi Adanada hafif yağmurun olduğu bir sabahtı. Derse yarım saat kala Okul'nun bahçesinde kahvemi yudumlarken Kumraldan gelen mesajı okuyordum. ''Bugün erkenden dershanede ol.'' Genelde dershaneye gelmedikleri için mesaja anlam verememiştim ama zaten dershane benim tek eğlencemdi tabi ki erkenden dershanede olmazdım ama derslere yetişmeye gayret ederdim. Derse girmek için hızlıca okula yürürken herkesin çoktan geldiğini görüp hızlıca sırama geçtim.
Şeftali çoktan ortak sıramızdaki yerini almıştı.
-Günaydın bebek yine çok uyumuş olmalısın. Gözlere bak ya. Bugün Edebiyat hocası gelmiyormuş iyi haber ders boş.
+ Yapma bee o zaman çıksana ne duruyorsun oğlum sırada dışarıda şiirsel bir hava var.

 Beraber okul bahçesine doğru yol alırken dün gece evde neler olduğu hakkında ufak gevezeliğini duyamayacak kadar kendi düşüncelerimle meşguldüm. Zaten bir süre oda vazgeçti. Bizim grubun oturduğu masaya doğru ilerlerken içimde anlamlandıramadığım hislerin ne olduğunu çözmeye çalışıyordum. Süslü, Petek ve Kılıç yine her zaman ki gibi sınavları çekiştiriyorlardı. Hangi hoca nasıl sorularla bizi zorlardı muhabbetine son verdiğimizde ders zili çalmıştı. Sınıfa yürürken Kılıç beni kolumdan tutup kantine doğru sürükledi.

- Bütün gün sanki durgun gibisin. Hayırdır kızım noluyo ?
+ Bilmiyorum ya içimde anlamsız bir heyecan var.
- Kötüysen izin alalım ya eve git dinlen biraz.
+ Yok ya iyiyim ben hadi geç kalmayalım.

 Dersler sanki daha ağır geçiyordu. Sonunda bitiş ziliyle beraber çantamı alıp servise doğru ilerledim. Şeftali arkamdan Kızıl diye bağırırken artık yorgunluk ve düşünceler bayağı ağır basmaya başladı.


                                                                ***


 Ankaralıyla tanışalı beş haftadan fazla olmasına rağmen onu bu kadar önemseyeceğimi, ilk aşkım olacağını hiç düşünmemiştim. Bana göre fazla düşünceliydi. Genelde hiç konuşmazdı ve ukalanın biriydi. Benim tam zıt karakterimdeydi. Matematikle aynı okuldaydı ama Matematik onu hiç sevmezdi. En yakın arkadaşımın sevmediği bir insana zaten sempati  bile duymuyordum. Servisten indiğimde KaslıBöcek tamda kapıdan giriyordu hemen ona yetişmek için koşmaya başladım.
-Böceğim bu ne hız, beni yakalamak mümkün değildir ama sen bunu başardın sanki.
+ Şapsal dalga geçme. Peşinden daha ne kadar koşmalıyım.
- DenizG nerde seni serviste yakalamış olması gerekiyordu.
+ Kendi servisiyle gelmiştir ha? Olamaz mı?
- O zaman Matematikle beraber kantindedir. Hızlı ol cips partisine yetişmeliyim.
+ Gerçekten çok obursunuz ya.

 KaslıBöceğin tahmin ettiği gibi ikisi de kantindeydi ve Kumralla beraber cips yiyorlardı. Geldiğimizi görünce hepsi cipslerini saklamaya çalıştılar ama KaslıBöcek onları çoktan görmüştü. ''Benden saklayamazsınız'' nidaları eşliğinde koşmaya başladığından sabahtan beri ilk kez içten bir kahkaha attığımı farkettim. Masaya oturduğumda gözüm Ankaralıyı arıyordu.

+ Kumral arkadaşların nerde?
- Ne bilim kızım ben. Ankaralı geldi bile.
+Günaydın gençler. Kızıl seninle biraz konuşabilir miyiz?

- Tabi.

 Masadan kalkarken Kumralın gözlerindeki muzip bakış kalbimin daha hızlı atmasına neden olmuştu. Ama Ankaralının gözlerine baktığımda sanki dünyada kimse kalmamış gibiydi.

- Evet seni dinliyorum.
+ Aslında bunu söylemek benim için çok zor. İlk defa böyle birşeyi söylüyorum o yüzden biraz heyecanlıyım. Imm Kızıl ben sana aşık oldum. Benim aşkım olur musun ?
- Bu ne şimdi ya ben sınıfa gidiyorum saçmalama.

  Kitaplarımı almak için masaya döndüğümde Kumralın sorgulayan gözleriyle karşılaştım. Demek ki oda biliyordu. Bunu bana nasıl yapmıştı. Daha sonra Kumral nasıl olduysa beni etkilemiş cevabımın evet olmasını sağlamıştı.


                                                                    ***

  Ankaralıda ilk aşık olduğum şey kokusuydu. Öyle güzel ve masum bir kokusu vardı ki o kokuda huzur buluyordum. O yanımdayken burnumu boynuna dayadığım an sanki hiç bir şey beni incitemeyecek gibiydi. Onu sonra öylesine sevmiştim ki o koku olmadan uyuyamıyordum. Yastığımda t shirtü olmadan, onu koklamadan huzurlu olamıyordum. Ve ne zaman o kokuyu duysam boğazıma bir yumruk oturur. Kokusuna aşık olduğunuz birini asla ama asla unutamıyorsunuz.

10 Nisan 2013 Çarşamba

Sesini unutuyor gibiyim ama sözlerin hep aklımda..


 Hazır üniversitemiz olaylarla çalkalanırken bende okulun tatil olmasından fırsat buldum ve bir yazı yazayım dedim. Biliyorum çok iyi oldu bu :)

   Okulumuza hizbullah örgütü dadandığı için günlerim yurt ve kahve diyarında geçiyor ve artık rutine dönen her şey sıkıcı olur mantığındayım. Ama biraz iyi oldu bu günlerdir yazmak istiyordum bu sayede gelebildim. Fizyoloji vizesi öncesi ben reçel ve kurabiye yine bir olay yaşadık. Hadi tahmin edin olayın baş faktörü kim.. ?? Tabi ki de TOST. Kızın sadece yüzü sıçana benzese keşke bunu eylem haline getirmese diye çok düşünüyorum ya. Aaa merak etmeyin yazıyı bununla fazla kirletmeyeceğim. Önce ki yazılarımdan kiminle çıktığını neler olduğunu anlatmıştım ya orda olay kapandı diye düşündük ve hayatlarımıza o zehri bulaştırmak istemedik üçümüzde. Ama sayesinde hiç tanımadığım insanlara mesaj atmış oldum bir sürü sizofrenliğin ortasında buldum kendimi. Kızın hayatı yalan olmuş zaten. Sadece bu değil bir yalan üç insanı nasıl kapsar ya bu kadar mı profesyonel olmuş ayrı şehirlerde üç insan kendini bu olayda buluyor. Neyse ki şimdilik kimse onu takmıyor. Önemsiz bir nesne yaptı ya kendini ne çekti be Tost. İki ekmek arasına girecem diye ne çekti.

Şu sıralar Hush Hust serisine takmış bulunuyorum. Nora ve Patch aşkı bütün aşk hayatım oldu. Düşün kitabı o kadar yaşamışım ki Zoziyi kovulmuş melek sanıyorum rüyalarımda. Ama her güzel şey bitermiş ya kitaplarda bitti ve Zoziyle ben asla böyle değiliz. Ama olsun ben sevgilimi böyle seviyorum. Yinede kovulmuş bir melek olabilirdi gerçi ilk iki kitapta örnek bir aşk yok ama üçüncü kitap yani Sessizlik bayağı etkiledi beni. Tavsiye ederim okumadıysanız okuyun. 
Buda son kitapta mektupta beni öldüren cümleler : Bu dünyayı terk etmeden önce sana karşı neler hissettiğimi bilmeni istiyorum. O Değişim Yeminini etmeden önce benim için neysen şimdide öylesin. Sen benimsin. Her zaman benim. Senin gücünü , cesaretini ve nazik ruhunu seviyorum.Bedenini de seviyorum. Senin kadar hiç kimse benim için seksi ve bu kadar mükemmel olmamıştır. Seninleyken bir amacım var. Sevip , tapacağım ve koruyacağım birisi var.  
Geçmişimdeki sırlar aklını kurcalıyor, biliyorum. Ve bana güvenip o sırların ne olduğunu sormaman , bana olan inancın daha iyi bir adam olmamı sağlıyor. Seni aramızda söylenmemiş bir şeyler bırakıp terk etmek istemiyorum. 


 Ne çektin be Kızıl geldin üniversitede okuyacağım meslek sahibi olacağım diye ne çektin be kızım. Niye
geldin demiyorum, geldin de noldu be çocuğum Zozinden ayrı düştün. Orda kızlarla fingirdiyorsa dilini koparamayacaksın be kızım cükünden asamayacaksın be yavrum. Tamam Zozi yapmaz diyorsun da erkek be kızım yaparsa nedeceksin be yavrum.. Vasfiye teyze kıvamına bende geldim ya kendime daha ne desem ki. Birde izlediğim filmler okuduğum kitaplar beni çok etkiliyor onu anladım şimdi. Yani yarın kendimi Gelinler Savaşında bulabilir yada Vasfiye teyze olabilirim. Yada kovulmuş bir meleğe aşık olabilirim. Hepsinden kötüsü en yakın arkadaşımın kardeşine aşık olursam onunla evlenirsem o kötü olur ama. Emma yakışıklı çocuğu kaptı ama bende bu şans varken anca kurbağa bulurum evlenecek. Zozi lütfen alınma sen mükemmelsin ama benim şansım bu hala nasıl buldum seni diyorum. Şaka gibi yani genelde Ankaralından sonra bulduklarım fare gibi birşey olmuştu. Sanırım Liv gibi bende bekleyemeyeceğim sana zorla evlenme teklifi yaptıracağım. Ama sende bekleme o kadar okul bitince gel et şu teklifi lütfen. Neee hala bekliyor musun ? Olamaaaz !!!

2 Nisan 2013 Salı

Sigarayı çekişinin asaleti misali o kırmızı bakışlarının verdiği his, özlem ve acı dolu...



  Şuan çok sevinçli olmayan bir ruh haliyle karşınızdayım efenim. Dün malum 1 Nisandı ama üniversitede olduğumdan mı nedir kimse bana öyle sulu şakalar yapmadı. Yada sadece yalnız olduğumdan olabilir bilmiyorum. Muhtemel olasılıklar düşünüldüğünde yemek yemeye Jelibonun yanına kaçtım öğle arasında ama buda beni mutlu etmedi çünkü Veteriner Fakültesi Allahın dağında olmasına rağmen Diş Hekimliği tam üniversitenin göbeğinde. Bizim günahımız ne !!?   Esmer'in bu konuya bakış açısı şu oldu ama. Tabi onlar çalıştı hakettiler bizim gibi Össde uyumadılar. Aslında mantıklı olsa bile cezamızı bu şekilde çekmek istemezdik. Zaten bizim okulun daha kampüsü yerine oturmamış Diş, Tıp, Hukuk dışında herkes üvey evlat gibi dağ başında. Milli eğitim yada Yök buna çare bulmalı. Yahu bakıyorum başka okullara herkes mutlu okullarının etrafında cafeler barlar, mesela Çukurova Üniversitesi çok mutlu adamlar gelişmiş. Sen kalk o üniversite dururken Dicle yaz valla çok hoş oldu bu bana kapak gibi oldu. Dün merkezde lunapark kurmuşlardı  Kedicik, Esmer, Xaş yemekten sonra oraya gittik gondol ve ranger çok eğlenceliydi sanırım hayatımıza biraz renk geldi. Ama haftaya vizeler tam gaz başlıyor napayım rengi ben geçmem gerek fizyolojiden çünkü seneye patalojiyi alamayacağım yoksa. Bu eğlenceli hayat kısa sürdü ya ama haksızlık.
 Acaba yurt dışına mı çıksam gitsem adamların üniversite hayatı sanki çok güzel. Onlar yaşıyor biz okuyoruz sanki. İlerde çocuğum sorsa üniversite hayatımı ne derim ben yoksa ! Yavrum bizim fakülte çok uzaktaydı ders çalıştık hep sigara içtik dersem o çocuğun eğitim aşkı ölür biter. En iyisi Zozi anlatsın ya onun üniversite hayatı çok daha iyi. Ben okumadım anneciğim baban okudu derim bende. Yada Kumral dayın anlatsın derim. Onların ilginç üniversite anıları var şimdiden. Ah yavrum bende hep seni düşünüp okudum o yüzden hiç eğlenemedim ama sen eğleneceksin derim. Oğlumu yada kızımı yurtdışında okutacam ben karar verdim şimdi. Annesinin yapamadıklarını yapsın yada İstanbulda okusun babası gibi olsun. Yıllarını Candy Crush ile geçirmesin.

26 Mart 2013 Salı

Doğa Dostu Kızıldan. Fidanlar Ağaca..

   Bugün yine sabahın körü denilebilecek bir saatte alarm sesine uyanan Kızıl uyanmayı ertelemeye karar verdi. Fakat derslerde düzenli not tutmaması gerektiği için yine uyanıp hazırlandı. Bu her sabah rutin artık. Anlamıyordu neden üniversitelerde devam zorunluluğu var. Neden devamsızlıktan kalma var yoksa hala lisede miydi? Bunların hepsi hayal miydi yoksa ? Neyse ki uyandı ve derse yetişmeye karar verdi. Okula giderken Reçelin Facebooktan attığı mesajı gördü ve onu aramaya karar verdi.
   +Reçel noldu sen bu saatte uyanmazdın?
   - Abi Tostla Kültürlü çıkıyor sanırım.
   + Nasıl anladın peki.
   -Kurabiye anlamış ya. Bu adanada ya Tostla buluşmuş Kültürlünün mesaj attığını felan görmüş.

 Ben bu Tostu anlamıyorum zaten, kızın 2 ay hayatımızda durduğu yok ya hemen mi bir satma bir arkadaşımızla çıkma olayına girer. Neyse Reçelle sonla konuşmuşlar ve hem Kültürlüyü hemde
Tostu silmiş artık. Umarım artık o kızı hayatımızda görmeyiz.



 Ve yine asıl konumuza dönelim. Bugün Hayvan Davranışları hocamız fidan dikmeye karar verdik yardım etmek isteyen var mı dediği an Kedicikle resmen bitki sevgisine tutulduk ve hocanın peşinden bahçeye çıktık. Birinci sınıflardan sadece biz vardık. Dördüncü sınıfların çoğunluğu oluşturduğu ekibe katıldık ve fidanlarımızı toprakla buluşturduk. Bir an Veteriner Fakültesi mi Ziraat Fakültesi mi bilemedim neredeyiz ama buda sonuçta toplum için. Geleceğe bir fidan bırakacağım bir miras.. Torunlarım gelip onu ziyaret eder belki.
İşte buda benim fidanım canım..


Şimdiden onu çocuğum evladım gibi görüyorum. Umarım başına bir şey gelmez. Evlat acısı zor olur yoksa.. :)

21 Mart 2013 Perşembe

Güzelliğin ; uğruna saatlerce çekilmiş kokainler kadar pahalı.



 Benim olduğun o zamanlarda ne kadar güzeldin.. Sadece birbirimize sahipken duyup anlamlandıramadığım ayrılık şarkıları vardı. Herşey artık çok geçmişte kaldı.


 Yarın Portakalın komitesi var ve odada sadece eski sevgililere çalışılıyor. Yani bir tıpçı bir hukukçu ve veteriner hekim sadece aşk konuşuyor ve müzik son ses açık bir halde gelecekte aşklarımız nasıl olacak tartışıyorlar. Kızıl bir sigara yakıyor sohbet şimdi çoktan filmlere dönmüş. Kim hangi filmden daha çok etkilenmiş yada hangi aktör daha yakışıklı ? 5 Yıl sonra okul bitecek ve gelecek kaygılarını konuşmaya şimdiden başladık. Siyaset konuşulduğu zamanlar bile oluyor tamamen ilgilenmesek bile biraz siyaset bile bazen iyi gidiyor. Portakalda benim gibi yalnız koyboy bu şehirde kendi bölümünde kafasına uyan kimsenin olmamasından yakınıyor.

  Hepimiz gelirken sevdiğimiz istediğimiz bölümlere gelmenin sevinciyle geldik. Kafamıza uyacak arkadaşlar düşleyip hep güleceğimizi umuyorduk ama bu herkes için gerçek olamadı tabi. Şimdi sadece filmler izleniyor konuşuluyor ve aslında hepimiz mutluyuz. Ama komite dönemi vize dönemi o dönemi şu dönemi gelip çattığı zaman maalesef yine umutsuz üniversiteli halimize dönüyoruz. Kimse okul bu kadar zor dememişti.


  Camdan bir fanus içine sıkışmış gibi ruhum ve her yerden su alıyor bu fanus. Boğulmama az kaldı yine. Şehir değişikliği yapsam annemlerin yanına mı gitsem acaba. Ya da çıkıp İstanbul'a aşkımın yanına gideyim beni özlemiştir oralarda kokumu arıyordur sokak sokak. Ama acilen seyahat yapmalıyım bu havadan çıkmalıyım ve vizeler bitene kadar bu çok zor gibi görülüyor.


Aslında bazen deniz kenarında çay içmeyi özlüyorum. Yada sigaramı kıstırıp dudaklarıma sadece izlemeyi istiyorum. Bir konserde salak saçma bağırmak istiyorum. Yada yeniden sevmek istiyorum sevgilimi. 

Benim sevgilim çok baskıcı mesela bir örnek:
- Uyu artık Kızıl yarın dersin erken ben uyuyorum sen uyumuyorsun ne işin var benden sonra uyanık duruyorsun.

Şirket meselelerim var sen bilmiyorsun işte aşkım. İlla tek tek anlatamam ki sana herşeyi biraz anlayışlı ol uyuyamıyorum saat 9da işte.

 Gerçi hayatım artık emo gençlerin aşk resimleri gibi renkli olmaya başladı sayesinde ama yinede 9da uyumam yapıma aykırı. Ama uyuduğum zamanlarda olmuyor değil. Dur bir kontrol ettimde seviyorum ya ben bu çocuğu. Burdan aşkıma anama babama selamlar diliyor saçma yazıma son veriyorum kokain partisi yapacam jelibonla.

20 Mart 2013 Çarşamba

Dikkat Vize Dönemi. Part1

 Herkes için korkulu bir dönem olan vize dönemi benim için kabusa dönüyor. Zaten sevmediğim bir şehirde sevdiğim bir bölümü okuyorum bu yetmezmiş gibi birde sınavlar dizisinden geçiyorum aaa hiç çekemem. Bu yazımda ben vize zamanı ne yapıyorum nasılım biraz bahsetmek istedim. 
     
                                  ***



Evre 1 : Vizeye son gün çalışanlardan olmadığım için (hiç çalışmadığım için) haftalar öncesinden not aramaya başlıyorum. Kimde iyi not var işe yarar bilgileri kimden bulabilirim hepsini arayıp tarayıp buluyorum.

Evre 2: Her gün uykum geldiğinden erteliyorum odada herkes çalışmaya başlayana kadar erteleme zamanlarım hiç bitmiyor. Markete gidip bir sürü abur cuburu dolaba dolduruyorum ve daha sınavlar başlamadan bitiriyorum. Hele yeni defterleri alıp ders çalışma aşkımın gelmesini beklemekten dolabım defter doldu.




Evre 3 : Odada herkes çalışmaya başladığı zaman notları düzenleyip çalışmaya ilk adımı atıyorum. Masaya oturuyorum ve okumaya yazmaya başlıyorum. Oda ne kahvem bitmiş, sigara içmem gerekiyor, sıkıldım. Yani bir sayfa okumadan o masadan kalkıyorum tekrar ne zaman dönüyorum bilinmez.


Evre 4 : Odada benim gibi bir sürü kız olunca başlıyoruz vizelerin saçmalığından anatominin gereksizliğinden ve saat epey geç olunca yarın çalışacam sözleriyle yatağıma doğru yürüyorum.


 Ve haliyle son güne kadar çalışmanın Ç si olmuyor böylece bir vize döneminin daha sonuna geliyorum. Hele benim gibi veterinerlik okuyorsan vize dönemi senin sonunu getiriyor.



15 Mart 2013 Cuma

İlişkide asla yapılmaması gerekenler..

 Bir ilişkiniz var çok mutlusunuz ama yavaş yavaş sıkılmaya başladınız karşınızdaki insanı popişindeki doğum izine kadar tanıyorsunuz ve ilişki renklensin diye uğraşmaya başlıyorsunuz. Tamam renklensin sabahlar olmasın ama benim yaptıklarımıda yapıp kapının önüne koyulmayın. 

 Madde 1 Başka erkeklerden bahsetmeyin:  Bunu ben çok sık yapıyorum. Adam artık beni kıskanmıyor sevmiyor diye gidiyorum depresyona giriyorum sonra benimle ilgilenen bütün erkekleri ona anlatmaya başlıyorum eski sevgilimle mutlu günlerimizi anlatmaya tabi eski sevgili artık en son ayrılacağımızı anladığım zaman ama bir erkek mesaj mı atmış hemen anında anlatıp adamın sinirlerini zıplatıyorum sonra bana haber vermeye bile gerek görmeden ayrılıyor paşam. İlişki bitmesin diye yaptığım tüm çaba gtümü tırmalıyor o ayrı.

Madde 2 Yanında ağlamayın : Sen seversin ölürsün bitersin yanında osurur kurban olurum sana dersin ama yanında ağladığında direk zayıf karakterli biri olursun. Bakın erkekler bizim her ay malum regl dönemlerimiz var o zaman duygusal oluyoruz işte. Sevgilimin yanında yaşayamayacaksam bunu kimle yaşayacağım bakkal Ali amcayla mı allasen! Tabi ağlayacağız güleceğiz insanız yahu. Ağlıyoruz sonra ne yapacağınızı bilmiyorsunuz tamam ama ben kalkıp masadan gidenide gördüm yapmayın kızlar ya bunlar anlamıyor ağlamayı felan en iyisi kız kıza ağlayalım biz daha rahat hem burnum aktı makyajım bozuldu telaşı yok.           

Madde 3 Asla aşırı makyaj yapmayın doğal olun : Bazı kızlar görüyorum sanki boya kutusuna düşmüş çıkmış gibi. Düğüne gitmeye 5 kala sevgilisiyle buluşmuş gitmeden göreyim ya demiş sanki. Kızlar erkekler bangır bangır bağırıyor doğallık diye. Hemde benim gözüme bile hoş görünmüyorsa ona hiç hoş görünmez. Doğal olalım doğallık iyidir.

Madde 4 Dekolteden uzak durun : Hem siz rahat edemezsiniz hemde karşınızdaki bebe rahat olamaz. Sonra o sana baktı bu böyle dedi diye kavga ediyoruz. Dozunda dekolte iyi oluyor ama abartan çok var. Giyiyor şort mu boxer mı belli olmayan minicik birşeyi sonra benim ilişkim neden yürümedi. Toplum kaldırmıyor hemde bebe kıskanıyor işte canikom etme kendine bunu yapma..

Madde 5 Asla duş almadan buluşmaya gitmeyin : Malum büyük şehir küçük şehir dinlemeden trafik bayağı sorun olmaya başladı. Kimse ter kokmak istemez hele aylardan haziran temmuz ise hiç istemez. Hemde karşındaki rahatsız olur. Gerçi herkes artık dikkat ediyor kişisel temizliğine ama yinede söylemek istedim.

Madde 6 İlk buluşmada öpüşmek yasak : Ülkemiz artık kadına her ne kadar daha fazla hak vermiş olsa bile hala var dangalaklar ilk buluşmada yakınlaşıp sonra ayrılınca kızın arkasından demediğini bırakmayan. Hem ilk buluşma daha yeni yeni tanıyorsun birini belki kafana uyuşmayacak en iyisi biraz beklemek.


Madde 7 En önemlisi arkadaş sevgili dengesini ayarlamak : Benim burda bayağı bir dengesizliğim var ya ya sevgilime çok önem verir arkadaşlarımı unuturum yada sevgilimi sürekli ihmal ederim. Bir zaman sonra iki tarafta baskı kuruyor ne yapacağımı şaşırıyorum siz en iyisi bu dengeyi ayarlamaya bakın.


 Şimdilik bu kadar ama beni izlemeye devam edin. Kızıldan bol aşklı hafta sonu dilekleriyle..                   

13 Mart 2013 Çarşamba

Yokluğum sana armağan olsun.



   Çok atarlı şekilde uyandım bu sabah yine okula gitmek istemedim tabi ve gitmedim. Yarında gitmeyeceğim depresyondayım bananeee. Minik Reis'in sevgilisi bir resim yüklemiş bugün ve mutlular. Ya kendini yerlere atsa ölse benim için nolurdu. Yas tutsa biraz yada üzülse biraz adam olsa çok hoş olurdu.
  Biz bununla çıkarken eğer ayrılırsak sorunsuz ayrılacağımıza söz vermiştik, öyle rahatsız etmek yoktu bende sözümü tuttum ayrıldık sonra ne olursa olsun ulaşmadım mesaj atmadım aramadım facebooktan sildim ama ara ara baktım tabi neler oluyor hayatında diye. Ceviz kırıyormuş işte onu anladım. Benim için ölürdü biterdi güya lan ayrıldık hemen birin buldu. Bende buldum tabi ama ondan sonra nispet için değildi. Harbiyeliyi harbi sevmiştim ben tabi ben buraya gelince oda bitti. Aslında sorun şu ki burayı onun için yazmıştım ama mesafelere dayanamadı aşkımız. Ben sürekli içtim içtim bunu aradım seviyordu sanırım barıştık ama geri ayrıldık. Hayat işte ya. Ama geçen gün mesaj attı mesela onunda sevgilisi var zaten bizim kaderimiz bu ya. Kime elim değse onun yeni ve mutlu bir ilişkisi oluyor. 

                                                 ***
 Sonra artık açıklayabilirim kaç ay oldu yani sır gibi herkesten sakladım. Yeni bir ilişkim var. Mesafeler engel mi bilmiyorum ama aramızda bayağı bir mesafe var ama fakat lakin şimdilik çok iyi gidiyor. Daha Kumral dışında kimse bilmiyor ve onunda tepkisi tanıyana kadar kötüydü biz yılmadık yıkılmadık tanıştılar ve çok sevdiler. Gitar çalıyor gözlerime baka baka olmasa bile, basketball oynadığı için uzun boylu ve beni önemsiyor gerçekten ilk tanıştığımız zamanlarda bile bunu hissediyordum. Neyse artık ileride daha detaylı anlatırım. Kızıl aşık oldu ya olum aşık oldu tabi anlatacak.



10 Mart 2013 Pazar

Geçmiş seni ele geçirmesin.

 
 Telefonu açtığından beri saatler geçti sanki, oysa sadece 3 dakika olmuş.. Ses tonu sanki son günlerini yaşayan kanserli bir hasta. Masamda kitaplar öylece duruyor hala bir test bitmemiş başladığımdan beri. Bu halin tavrın ne diyorum. Ayrılmamız gerek Kızıl diyor ve kapatıyor. Şerefsiz bücür ! Bir gece önce eğer ayrılırsak bla bla cümleleri kurarken ''Saçma! Biz hiç ayrılmayacağız'' diyen çocuk sınava sadece 14 gün kala beni terk etti iyi mi ? Ağlasam mı ya ? Yok ya sınav var ağlayamam. O zaman ilk şokla Tost'u aramıştım çünkü neden ayrıldığımızı bildiği halde bilmiyor gibi davranmayı başarmıştı ve benim dünyadan haberim yoktu. Gidip onlarda kalacaktım hatta ama o zamanlar onu o kadar çok seviyordum ki yakın arkadaşımdı beraber çok güzel eğleniyorduk ardımdan kuyu kazmıştı kız haberim yoktu.
  Hala anlayamadığım şey 14 gün kala ayrılmak ne lan. Nasıl bir şerefsizlik. O an Kumral Elma Huysuz Çekirge bizde toplanıp ağladığımızı hiç unutmayacağım ya bir ayrılık acısı çekemedim. Ağlama sınavdan sonra beraber ağlayacağız diye beni susturdular ve sınavdan sonra ağlayamadım çünkü umurumda değildi artık. Sadece acılı duruyordum yalnız kalmamak için ama yemedi geri dönmedi mal.

                                                                                 
 İyi ki geri dönmemiş çünkü Lysden sonra ilk yapacağım iş onu terk etmek olacaktı. Yakın arkadaşlarımın hiç biri onu istemiyordu. Herkes bırak onu ya sana göre değil diyordu ama ben seviyorum sanıyordum. Kumral'ın '' O sadece yansıma Kızıl aslında kimin için ağladığını hepimiz biliyoruz. '' dediğini asla unutmayacağım.

 Hala düşünüyorum neden 14 gün diye acaba kuş beyniyle bu Ankaralıya 3 ay ağladı bana da ağlar dedi ama Ygs sınavını mı unuttu. Direk Lys sınavını hesaplamış olabilir yani. Zaten dengesiz kafasından olmayan olayları çıkarırdı ben şüpheleniyordum şizofren olduğundan felan ama yazık ya hasta hasta terk etmeyim diyordum. Ben böyle iyilik yapayım sen böyle kötü düşün.

   İnşallah beynin burnundan çıkar bağırsakların ağzından çıkar. Arabanın altında ezim ezim ezilirsin de ben Kızıl'a neler yaptım dersin helallik istemek aklına gelir.


4 Mart 2013 Pazartesi

Bir sabah uyandığımda.. 1. Evre

     
    Toz pembe bir masaldan bir kabusa doğru yol almaya başlamıştı düşünceleri Kızılın. Uyanmaya çalışsa bile bir türlü içinden çıkamıyordu bu kabusun. Sanki beyni onu görmekten çok mutluydu. Öyle olması imkansızdı bütün hücreleri nefret ediyordu Kızıl bunu biliyordu yada öyle umuyordu. Yavaş yavaş bedeninde ki o uyuşukluk kalkmış beyni yavaş yavaş uyanma sinyalleri vermeye başlamıştı.


    Uzun zaman sonra her şey normale dönmeye basladı derken nereden  geldi bu çocuk düşünceleriyle uyandı Kızıl.. Dün Kumralla konuşmuş yine içi rahat uyumuştu ama olmuyordu demek ki. Kalktı usulca ve dolabından sigarasını çıkarıp yaktı. Bir nefes aldıktan sonra düşüncelere daldı. Görmeyeli 2 yıl oluyordu. Aramıyordu sormuyordu zaten neden aramıştı ansızın.. Hata yaptığının farkına varmasını istedi hep Kızıl yoksa bugün o şanslı günlerden birinde miydi ? Şimdi hazırlanıp okula gitmesi gerekiyordu ve biraz ertelemeye karar verdi düşünmeyi. Otobüse bindiğinde kendini daha iyi hissediyordu. Okulda çok arkadaşı yoktu zaten ve dertleşecek bir Keita vardı bu şehirde. Kimseye Bir şey anlatmazdı Keitadan başka onunda gelmesine daha çok vardı. Bu düşüncelerle okulda sırasına oturduğunda Kediciğin seslendiğini duydu. Kısa bir konuşmadan sonra derse odaklanmayı denedi ama buraya kadardı düşünceleri beyninden daha fazla uzaklaştıramayacaktı. Sessizce ağlamaklı bir sesle Kedicikle paylaştı bu durumu.. Şimdi oda merak eder olmuştu. Nereden çıkmıştı bu çocuk.. Ansızın neden arama ihtiyacı duymuştu Kızılı. Aramasının asıl sebebini ikisi de merak ediyordu.... 
    Klasik Ankaralı konuşmasıyla birbirlerini suçlamışlar sonra yine telefonu kapatan Kızıl olmuştu. Zaten Tost hayatında yine büyük bir sorun haline gelmeye başlıyordu. Herkesi affedeceğini düşünen Kızıl o ikisini bir türlü affedemiyordu sanırım biraz Reçeli kıskanıyordu. O kızı bir türlü kabullenemiyordu. Sorunlar daha büyük sorunları doğuruyordu. 

22 Şubat 2013 Cuma

Şiirsel bir kaç şey

Gitme demek en zoru sözlerin kitlenir,boğazın dùğümlenir için kan ağlarken gözünden bir damla yaş gelmez haykırırsın gitme diye yüreğinden o duymaz. B.E.


Susmak zorundasındır bazen.. 
Can kırıkları vardır dudakların kanar konuşmak için sen susarsın..
Bilirsin susmak bir sanattır..
Sevmenin baştan çıkarılmakla kıyaslandığı şu günlerde
Sözcüklerinin değeri büyür büyür ..
O kadar büyür ki anlatamazsın..
Anlamazlar.. Yaşamazlar seninle acıyı.. Bilmek çok zordur..
Ağlarsın yastıklara basarsın kafanı..
Ne çok istersin oysa sevmenin verdiği güçle göğsünde ağlamayı..
Olmaz yapamazsın..
Ya o sevemez seni..Yada sen cesaret edemezsin..
Çok acıdır sevmek..
Can kırıkları dudaklarını keser.. Konuşamazsın.. Susmak Büyüklüktür bilirsin
Büyüyürsün Susarak..
Kalbinde susmayı öğrenir sonra..
Seviyorum derken baştan çıkarılmayı anlar..
Sevmek Baştan Çıkarılmaktan değersizdir
Kalbin susmayı öğrenir..
Sonra Kırılır Dökülür Sevmenin Anlamı Kalmaz..
Ve Sen Herkesten farklı Olursun..
Sevgi Uğruna Şehit olursun..

İki Genç Kızın Anıları.. Bölüm 2

Bugün yine Reçelim ve ben buluştuk.. Malum gitme telaşı o Ankara yolcusu ben Diyarbakır, son günlerimizi beraber geçirelim dedik. Kurabiyemiz de geldi oda Antep yolcusu neyse hep beraber oturduk muhabbete sardık. Minik Reis'in arkadaşı geldi ve ben gerildim tabi. Neyse Minik Reis ile karşılaştığımız gün sevgilisi gerilmiş bayağı filan. Lan kısacık boylarıyla benim için geriliyorlar. Hani artık yoksunuz diyorum ama anlatamıyorum nolacak bilemiyorum. Neyse Tost diye bir arkadaşımız vardı. Geçenlerde bahsettim herhalde buna Reçelim mesaj attı buda çıktı gelecek. Okulu bırakmış filan hüzünlü böyle kıyamam salak. Gelmeden biz asıl Spartacus vedalaşmaya gittik tabi yolda Reçel böyle Spartacusle anılarını anlatıyor.                                                                           

Reçelim: Ben burada durmuş Spartacus ve Beybiface 'in resmini çekiyorum. Bacakları uzun olduğu için tam kareye sığmıyor bende geri geri yürüyorum. 
Beybiface: Reçel biraz daha git araba çarpsın öl. :D

Neyse işte oturduk birkaç olay var onun hakkında konuştuk üzüldük vedalaştık ve Tostla buluşmaya gittik. Tabi giderken de gelirken de yürümekten bacaklarım koptu. Ciddi koptu lan.

       Geçtik gittik baktık masada maviş lensleriyle oturuyor herkese sarıldı öptü ben sadece elimi uzattım ve konuşmaya başladı. Reçel Kırıkburun hakkında birşeyler anlattı oda anlattı felan yine konu Minik Reis'e geldi. Bunlar sevgili gibi ortak twitter açmışlardı onun sebebini anlattı beş saat. Lan bende bitmiş çocuk sevgilisi beni takip ediyormuş twitterdan böyle olay olamaz ya.. Sonrada kalktık biz biraz arabada konuştuk ve eve geldim.. Yine sevmediğim muhabbetlerin arasında kaldım yani ouuw..

Reçelimle ayrılırken bayağı hüzünlendim ya belli etmedim ama çok koydu. Ne bilim son zamanlarda sınava yakın zamanlarda yani beraber aynı şehirde olma hayallerimiz vardı. O olmasa bile bir ay görüşemeyeceğiz en az. Canımsız bir ay geçecek. Neyse fena hüzünlendim ya bir gün okullarımız bittiğinde aynı evde yaşayacağız zaten.. O güne kadar kısa ayrılıklar bizi yıkmaz. Bebeğim Seni Çok seviyorum bunu hiç unutma..

21 Şubat 2013 Perşembe

Kumral ama yakışıklı Part1

 
   Günlerden bir gün Kumral ile Kızıl evde çok sıkıldıklarını ve dışarı çıkmak istediklerine karar vermiş.. Ve bin bir macera onlara merhaba demiş..
 Bilenler vardır. Ben veterinerlikte okuyorum o hukukta.. O mutlu ben değilim bundan dolayı hep dua ediyoruz ben geçiş yapabilecek not ortalamasını tutturayım diye. İşte yürürken yolda köpek ölmüş arabanın altında kalmış hayvancağız ve öleli 3 gün olmuş belli.
  Ben: Kumraaal köpecik ölmüş
  Kumral: Napim kızım dava mı açayım şimdi öldürene. Dıııııın Ahuhahaha aslında güzel fikir yap otopsiyi bende tarihte köpek öldüğü için öldürene dava açan ilk avukat olayım.
  Ben: Öyle olursa tarihe mi geçeceksin :O
  Kumral: Evet Kızıl hatta direk avukat yaparlar beni. 2 yıl okuma sen olmuşsun derler.
  Ben: Ciddi olamazsıııın!!
  Kumral: Çok ciddiyim salağım.

   Sonra eve doğru yürürken birden kızıl kafamda lamba yandı.

 -Kumral sence BB krem alsam yüzüm nasıl olur. Kullansam felan yararlı olur mu ? Yüzüm bebek gibi olur mu ?
Kumral: Al al çok güzel olur bebek poposu gibi olur. Pasparlak olur.
-Alırım o zaman ama hangi marka alsam ki. Nıvea var Garnier var Loreal var.
Kumral: Sen bekle okulum bitsin dermolog olmak için okuyacam o zaman hangi marka bilirim. Ne bilim kızım şimdi
-Tamam ama o zaman çok geç olur sanki.
Kumral: Ha. Ciddi ya boşver Kızıl bildiğin gibi takıl. Bepanthen sür yine.
-Bence de o güzel yapıyor.

(Bende Bepanthen hastalığı var yüzüme her sabah onu sürmezsem sanki çok çirkin oluyorum gibi.. Kumral bununla çok dalga geçiyor çünkü elim mi kesildi bepanthen sürüyorum. Hatta diş etlerim de yara vardı onda bile sürdüm.)


 Şimdi beraber kızlar gecesi yapıyoruz. Tek erkek olarak pijamalarını giyiyor karşımızda oturuyor illa bende gelecem diye. Kızlar gecesini bilirsiniz bir sürü kız oturur. Manikür yapar makyaj yapar dedikodu yapar. Genelde erkekleri konuşuruz. Yani erkeklerin alanı değil bu.

  Mesela bir ara hepimizin hoşlandığı hayallerimizi süsleyen bir çocuk var. Ben ölüyorum ona Elma nişanlanacak ama yinede bayılıyor, Çekirge sevgilisi olduğu halde yazıyor çiziyor çocuğa. Bu çocuk basketbol oynuyor tabi boy pos kaslar uuu ölüyoruz. Kumral da basketçi ama bu çocuk çok farklı ona savaşçı diyorum son dakika basketleri onda ve sahada savaşıyor resmen. Neyse beni kızlar gaza getirdi Elmalarda kalmaya gideceğimiz günün sabahı okulda konuşacam tavlamaya çalışacam. Aralarında sevgilisi olmayan bir tek ben kaldım bu çocukla çok yakışırsınız diye dillerinde tüy bitti. Ve gittim konuşmaya..
 - Merhaba ben Kızıl 11-A dayım. Ya sana birşey soracaktım.
Savaşçı: Merhaba Kızıl tanıyorum zaten seni. Sor tabi dinliyorum.
- Imm. Şey dicektim. Öhö Öhö.
Çocuk bana bakmış hala sormamı bekliyor. Ama ben ne soracağımı unuttum. Öyle bakışıyoruz.
Savaşçı: Sormayacak mısın ?  Vazgeçtin sanırım :)
- Sevgilin olabilirim ya aslında ama tabi sevgilin yoksa ?
 Bunu aklımdan geçirirken sesli düşündüğümü anlayarak kıpkırmızı halde olay mahalini nasıl terk edeceğimi şaşırmış bir halde kekelerken bana bakışını asla unutmayacağım.. Aslında soracağım soru çok farklıydı yani dersleri felan soracaktım ama bunu değil tabi. Ya bunu sordum aslında direk amacımı belli ettim ama sonra çocuğun yüzüne bakmadım o ayrı.

Gece herkes benimle dalga geçiyor tabi. Ne dedin puhuhahah. Nee ahahah tarzında hepsi. Kumral durdu benimde bir anım var dedi başladı. Gözler buğulu buğulu sanki gelecekten haber bekliyor gibi.

 Bir gün alışveriş yapmaya çıktım. Yanıma bir baktım çok hoş bir kız. İşte bu hayatımın kadını dedim ve kız hangi reyonda ben oradayım felan. Kız çıktı Gönül Kahvesine oturdu bende karşı masaya yerleştim izliyorum. Bana baktı gülümsedi. Artık zamanı Kumral dedim ve Kalktım.
 -Oturabilir miyim ?
  Kız tabi dedikten sonra oturdum biraz muhabbet ettik. Artık kalkmam gerek  bayağı oldu kızdan numarasını istemem gerekiyor ama nasıl isteyeceğim bilmiyorum. Durdum kıza döndüm ve bir cesaret.
 -Kaç numara ?
 Kız: Anlamadım ne kaç numara? (Burada ölseydim keşke)
-Numaran kaç senin ya ne numarası ne diyorum ben kendine gel Kumral.
Bu arada kız bana sanki manyak bir seri katil bir sapıkmışım gibi bakıyor. Artık ne olursa olsun kaçmalıydım koşarak çıktım gittim. Ama aklım hala o kızda..

 Bu sefer bende dahil herkes Kumralla dalga geçmeye başladı da kurtulmuştum. Hala aklımıza geldikçe güleriz ama belkide evlenecektik çocuklarımız olacaktı. Ben düzgün bir soru sorabilseydim..

19 Şubat 2013 Salı

Gelincik. Hatırlatan Şarkılar

 

 Yine bir gün biz Ankaralı ile dersten çıkmış göl kenarında çay içmeye gidiyorduk arabada bu şarkı çalıyor tabi tam şiir kısmında arabayı durdurdu..
 -Bir gün başarabilirsek, eğer evlenebilirsek çocuğumuzun adı Aren olsun..

  Çok seviyorum bu ismi hem Kumralın ismiyle benziyor hemde çok sıcak bir isim ya..
  Bunu konuştuğumuz zaman çok şaşırmıştım hiç düşünmüyordum, daha küçüktüm çünkü ama şimdi anlıyorum ki çok değerli bir zaman dilimi yaşamışız biz onunla..

 Şiirde Ankaralı için olsun..

Sen yüreğimin çayırlarında 
Her mevsim umudu müjdelerdin bana
Sen benim ellerinden tutabildiğim 
Yanağını okşaya bildiğim
Sarılıp ağlayabildiğim 
Dostum, sırdaşım, biricik sevdam
Ayrılık unutanlara mahsus 
Ben seni unutamadım ki 
Ben senden ayrılamadım ki 
Yıllar neleri götürdü özümden 
Neleri unuttu yüreğim
Selemi kapıldın yoksa İstanbul yamacında 
Söyle suçumuz neydi bizim. 











18 Şubat 2013 Pazartesi

Ölmeden önce dinlenmesi gereken bir sürü 5 şarkı.



İlk şarkımız Teoman olsun.. Bununda hikayesi şöyle Kaslıböcek ile biz dershane çıkışında müzik dinliyoruz. Bu bana döndü..
  Kaslıböcek: Sen ne dinliyorsun ?
  B: Teoman dinliyorum. 
  Kaslıböcek: Hangi şarkısı böceğim?
  B: Terlemeden Sevişenler'i dinliyorum, çok güzel bir şarkı.
 {Yalnız Kaslıböcek Teoman'ın Ruhun Sarışın şarkısını günde 7412596 defa dinleyen bir insan. :) }
  Kaslıböcek: Ouf o şarkı çok sapıkça ıyy
  B: Sen her gün Ruhun Sarışını dinliyorsun o daha sapık. Hem bu şarkının neresi sapık.
  Kaslıböcek: Tamam sus ya her kelimesinde sevişmek diyor.
  B: :O

  İkinci şarkımız Mor ve Ötesinden..
Benim ne zaman nasıl tanıştık bilmediğim bir arkadaşım var. Ona da Kumral diyorum sürekli.
İşte biz bununla çok kötü şeyler yaşadık, bir gün ikimiz yürürken bir evden bu şarkıyı duyduk ve eve geldiğimizde açtık dinledik. Tam bizi anlatıyordu.. İkimizi..

  Üçüncü Şarkı Ezginin Günlüğünden..
Ben Ankaralıya sırılsıklam aşıkken bir gün sigara içiyor diye sigaraya başladım. Tabi hiç istemedi, kendine zarar vermene izin veremem dedi ama fayda etmedi kısa bir ayrılık yaşadık. O zaman tesadüfen bu şarkı çaldı bir dizide. Bende hemen bir mesaj attım..
 - Sigaramın dumanına sarsam, saklasam seni. Benden başka kimse bilmese.. 
Tabi hemen cevap geldi. Eli telefonda bekliyormuş meğersem
  Ankaralı: Kartanem seni çok seviyorum tamam iç ama az iç olur mu ? Diye..
Tabi ben bu olaydan sonra bu şarkıyı zafer şarkım ilan ettim hala kutsaldır benim için..

 Dördüncü şarkı Sezen Aksudan geliyor..
Ankaralının gözleri böyle su yeşiliydi. Ben yine ayrılmışım ama önemli bir mesele değil. Triplerdeyim, isyanlardayım ve gözlerinden bile vazgeçmişim.. Şarkıyı az çok tahmin eder bunu okuyanlar.

 Beşinci şarkımızda Sıla.

Çok gahpe bir arkadaşım var ona Tost diyorum..
Biz Minik Reis ile ayrıldığımızda duvarıma yazmıştı sözlerinden bir kısmını..
'' Zamanı vakti var derken o gün geldi çattı.'' Direk açtım youtubedan dinledim tam o zaman ki durumumu anlatıyordu.. Bana tek faydası bu şarkı oldu zaten..


Ve belki şarkı değil ama şu sıralar bir radyo programına sardım. Gece yayın saati bitene kadar dinliyorum ve gerçekten muhabbetleri çok hoş dinlenmesi şiddetle önerilir.. Onlar sanki evinizden biri gibi yada yıllardır tanışıyormuşsunuz gibi. Ayrıca siyaset ve din konuları dışında konuyu belirleyebiliyor sohbete katılabiliyoruz.. Dinleyin işte unutmayın herkes dinlesin. Yüzyılın olayı, radyo programı..
 Şimdilik bu kadar..

İki genç kızın anıları. Bölüm 1





   











Bugün Reçelim ve ben dışarıya çıkalım dedik. Tabi ben yine uyanamadım saat 2 sularında uyandım ve mesaj attım.
  B: Laan nerdesin ?
  R: Evdeyim oğlum uyanmanı bekliyordum.
  B: Oley uyandım bende hazırlanıyorum.
  R: Tamam oğlum çabuk hadi bende hazırlanıyorum.

  Sonra buluşacağımız yere ben iki vasıtayla gittiğim için geç kaldım her zaman ki gibi. Geç kalmak huyum olmuş zaten hiç bir buluşmaya erkenden gidemiyorum.

  R: Lan nerdesin kızım sen Şam dan mı geliyorsun, Bağdat dan mı ?

 Tam bu mesaj geldiğinde bende buluşacağımız mekana adım atmıştım yani çok az bir gecikmeyle (Yarım fincan çay içilecek kadar az) yetişebildim..
 Her zaman ki gibi eski konuları konuşurken Minik Reis ve yanında bir kız oturduğumuz masanın yanından geçtiler.
 R: Olum Minik Reis geçiyor.
 B: Oha o kız mı ? Hadi kalkalım.

 Uğurlamalar eşliğinde kalktık ve önce iş bankasına kredi kardı borcumu yatırmaya gittik. O kart bana dert olacak ama çok rahat harcıyorsun parayı ama sonra ödemesi zor geliyor. Reçelim kart kullanmayı bilmediği için ona gerekli açıklamalarda bulundum bayağı şöyle böyle diye gösterdim. Tabi parayı yatırırken canım bayağı acıdı çocuğumu evlatlık vermişim gibi oldu. Kemerlerimi sıkmazsam ay sonu zor gelecek, memura bağladım iyice. Öğrenci miyim memur mu belli değil. Neyse her zaman ki mekanımız Starbucks 'a geçtik oturuyoruz. Ankaralı hakkında konuşuyoruz bir baktım Minik Reis ve arkadaşı lavaboya iniyorlar.

 B: Reçel Minik Reis burada
 R: Oha ya takip etmiş gibi olacağız şimdi.
 B: Aman olsun boş ver deyip konuya tekrar devam ettim.

 Çok zaman geçti mi bilinmez ama unutmuşum onu anladım.. Ama şöyle iki çift lafım vardı ona keşke kalkıp söyleyebilseydim. Tabi yine değmeyeceğini anladım ve sustum. Yok değmez filan ama söylerdim aslında ama sevgilisine rezil olmasın dedim. Şimdi kıza bir zarar veririm karışır arada yine suçlu ben olurum diye sustum. Bugünde böyle stresli bir gündü.